YABANCI FUTBOLCU SAYISI

GİRİŞ

Bu dokümanda mevcut 6+2 kuralının Türk futbolunda verimsizliğe neden olduğuna işaret edilerek daha etkin olacağı düşünülen bir yöntem önerilmektedir.

Bunu kümülatif yabancı sınırlaması ve transfer edilebilir yabancı futbolcu oynatabilme hakkı olarak özetleyebiliriz.

Bu sistemde yabancı oyuncu oynatabilme hakkı kulüpler arasında alınıp satılabilir ve ekonomik değeri olan bir hak olarak değerlendirilmektedir. Daha az ihtiyacı olan kulüpler bu haklarını ihtiyacı olan kulüplere satabilecekler ve bundan gelir elde edebileceklerdir.

Sonuç olarak ligimizdeki yabancı oyuncu sayısı artmadan (hatta azalması bile beklenebilir) bu hak daha rasyonel dağıtılmış olacaktır. Yerli futbolcuların transfer ücretlerinde düşüş ve zengin kulüplerden düşük gelirli kulüplere bir miktar kaynak akışı da mümkün olacaktır.

Buradaki öneriler mutlaka geliştirilebilir fakat unutulmaması gereken en önemli konu, yabancı oyuncu oynatabilme hakkına herkesin eşit düzeyde ihtiyacı olmadığı ve bu hakkın ekonomik bir değeri olduğu gerçeğidir.

Her transfer sezonunun başında veya Avrupa kupalarında ne zaman ‘bol yabancılı’ bir takımla eşleşsek yeniden gündeme getirilen bir sorudur yabancı sayısının kaç olması gerektiği. Sıfır ile başlayıp 3-5-6-8 ve sınırsız olarak devam eden ve “+” lı çözüm önerilerinin de katılımıyla daha da içinden çıkılmaz bir hal alan bu sorunun cevabını bulmak için konunun üzerine aklımıza gelen ilk rakamı söylemek yerine daha detaylı analizler yapmak gereklidir.

Yabancı futbolcu sayısının kaç olması gerektiği sorusunun muhatabı her zaman futbolumuzun ‘ileri gelenleri’ oldular. Aslında bu kökeninde ekonomik bir problemdir ve futbolun genel ekonomi kurallarına en uygun hareket eden alanlarından birisi olan iş gücü piyasasının, ne derece liberalleşmesi gerektiği konusunda düğümlenir. Tamamı profesyonellerden oluşan Türkiye Süper Ligi (TSL) futbolcu piyasası bazı istisnalar hariç hemen tüm koşullarda rasyonel davranış göstermektedir. Bu sebeple spor endüstrisinde ekonomik akıl yürütmenin en geçerli olduğu alanlardan birisi iş gücü piyasasıdır.

MEVCUT DURUM

Haluk Ulusoy yönetimi giderayak yabancı sayısını kamuoyunda tek kulüp için yapıldığı düşünülen bir hamleyle 6+2 olarak değiştirdi. Artık bir değil iki yabancı futbolcuyu kulübede oturtabilme ayrıcalığına erişti kulüplerimiz. Acaba tek bir kulübün ihtiyacını karşılamak için tüm bir ligin sistemini değiştirmek akılcı bir karar mıdır? Başka bir deyişle futbolumuz için en uygun çözüm bu mudur?

Yabancı sayısının kaç olması gerektiği hakkında yıllardır her kafadan bir ses çıkmakta. Giray Bulak ve Turgay Şeren gibi futbol adamları en fazla üç yabancı olsun ve hatta hiç olmasın derken, Aziz Yıldırım ve İlhan Cavcav gibi bazı tecrübeli başkanlar sınırlamanın kalkmasını talep ediyorlar.

Avrupa’da başarı amacı olan kulüpler veya maddi açıdan nispeten rahat Anadolu kulüpleri yabancı sayısındaki artışa genellikle olumlu bakarken, maddi gücü yetersiz ve öz kaynakları az gelişmiş kulüpler sayının düşük olmasını istiyorlar. Mevcut duruma baktığımızda bazı kulüplerimiz mevcut haklarını bile kullanmaya gerek görmüyorlar bazılarıysa mevcut uygulamadan mağdur olduklarını belirtiyorlar.

Yabancı futbolcu sayısıyla ilgili görüşleri kısaca özetleyecek olursak;

Yabancı sayısının kısıtlanmasını savunan argüman ligde ve takımlarda yabancı oyuncu sayısı arttıkça Milli Takımın bundan zarar göreceğini iddia etmektedir. Bu iddianın dayanağı da genç futbolcuların önlerinin yabancı oyuncularca kesilmesiyle kendilerini geliştirme fırsatını bulamayacakları görüşüdür. Bu argümana göre Türkiye Profesyonel Futbol Ligleri’nde oynayan yabancı oyuncu sayısı arttıkça Türk oyuncular takımlarda yer bulmak konusunda daha büyük zorluklarla karşılaşacaklar, yerli futbolcular resmi maçlarda oynayamadıkça yeteneklerini geliştirme fırsatı bulamayacaklardır. Bunun bir sonucu olarak da Milli Takım güç kaybedecektir.

İkinci ve yabancı sayısının artmasını savunan argümana göre uluslararası turnuvalarda yabancı ülke temsilcileriyle mücadele edecek olan takımların rakiplerinin çok sayıda yabancı oyuncu istihdam ettikleri ve kendilerinin aynı hakka sahip olmamaları sebebiyle bu turnuvalarda dezavantajlı konumda bulundukları varsayımı üzerine oturtulmuştur. Bu durumun Türkiye futbolunun yurtdışındaki kulüplerarası turnuvalarda temsili konusunda sıkıntılara sebep olduğu ve takımlarımızın rekabet gücünü düşürdüğü savunulmaktadır.

Bu iki grubun dışında, daha geniş bir serbesti olmasını fakat bunun yanında bazı kıstaslar getirilmesi fikrini savunan kişiler bulunmakta. Bu kişiler tarafından her zaman örnek olarak Premier Lig’de uygulanmakta olan sistem(!) gösterilmekte. Ancak spor dünyamız maalesef daha İngiltere’deki kriterlerin FA’in uygulaması olmadığını, İngiltere’ye giriş çıkış yapan tüm yabancıların işlemlerini yürüten İçişlerine bağlı Home Office’in belirlediği standartlar olduğunun farkında değil. Esas düşündürücü olan konuysa bu kişilerin futbol dünyamızda kulüp başkanlığı, yöneticiliği, teknik direktörlük ve spor yazarlığı gibi görevler yapmış veya halihazırda yapıyor olmalarıdır. İngiltere’deki mevcut kural FA veya başka bir futbol kurumunun getirmiş olduğu bir kısıtlama değildir. Bu kurallar her iş kolu için yabancı işgücü istihdamı konusunda belirlenen standartların futbol sektörüne Home Office tarafından uygulanmasından ibarettir.

Böyle bir uygulamayı ligimize getirsek bile bunun ne gibi zararları olabileceğini en son Chelsea’nin Brezilya milli takımı oyuncusu Alex’i Santos’tan transfer ettikten sonra tam üç yıl yararlanamaması örneğinde açıkça görmekteyiz. Özellikle bizim gibi maddi gücü sınırlı ligler için böyle bir kısıtlama uygun bir çözüm olmayacaktır.

Bir diğer öneri olan yaş sınırlaması da Roberto Carlos, Taffarel, Hagi ve Popescu kalitesindeki yabancıların ülkemize teşriflerini imkansız kılacak, ligimizin ekonomik gerçekleriyle çelişen bir öneridir.

SORUN NASIL ELE ALINMALI?

Yabancı sayısıyla ilgili olarak belirtilmiş olan rakamlar Sayısal Loto tahmininden daha ileri gidemeyecektir. Rakam önerenlerin tamamı, verdikleri rakamın ‘optimum’ olduğunu düşünmekteler. Fakat neyin optimumu? Bu optimum genel geçer olabilir mi?

Herhangi bir optimum rakamdan bahsedebilmek için tüm değişkenlerin çok iyi tanımlanması, etkilerinin doğru ölçümlenmesi ve bu etkilerin zaman içerisinde çok fazla değişiklik göstermemesi gerekmektedir. Yabancı sayısı için bugün olduğu gibi statik bir rakam belirlenmesi durumundaysa kural bir yıl optimum iken diğer yıl optimum olmayabilir ve her yıl ‘futbol alimlerimizin’ katılacakları toplantılarda yeniden belirlenmesi gerekebilir. Lige katılan takımların bütçeleri, yerli/gurbetçi futbolcu arzı, Avrupa kupalarına katılacak olan takım sayımız ve kimlerin katılacağı gibi öngörülemeyen daha birçok konu takımlarımızın yabancı futbolcu ihtiyaçlarını etkileyecektir. Tüm bu koşullar aslında yabancı sayısının kaç olması gerektiği sorusunu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir.

Yabancı sayısının artmasını ve azalmasını isteyen veya koşullu serbestiyi destekleyen görüşleri kahvehane sohbetlerinden daha analitik bir platforma taşıyacak olursak temel sorunun sosyal dışsallıklar eksenine oturtulabileceğini ve bu bağlamda çözüm üretmenin tahmin oyunları oynamaktan daha verimli olacağını söyleyebiliriz.

***

Yukarıda özetlediğimiz görüşleri incelediğimizde yabancı futbolcu sayısı probleminde hem pozitif hem de negatif bazı ekonomik dışsallıklar olduğunu görmekteyiz. Yabancı futbolcu sayısındaki artışın negatif dışsallığını yerli futbolcuların TSL takımlarındaki yerlerini kaybetmeleri olarak özetleyebiliriz. Bunun özellikle genç oyuncuların yeterince tecrübe kazanmalarını ve kendilerini geliştirmelerini engelleyeceği iddia edilmektedir.

Pozitif dışsallığıysa gelen yabancı oyuncular ile takımlarımızın Avrupalı rakipleri karşısında daha eşit rekabet şanslarının doğması ve yerli oyuncuların yabancıların tecrübelerinden faydalanmaları olarak özetleyebiliriz.

Bir diğer fayda ise ilerleyen bölümlerde daha detaylı olarak değineceğimiz yerli oyuncu fiyatlarının düşmesiyle birlikte daha fazla futbolcumuzun yurt dışına transfer olacağıdır.

Sportif anlamdaysa kadro içi rekabet önemli ölçüde artacak, dünya futbol pazarının büyüklüğü göz önüne alındığında ligimizde alternatifsiz futbolcu kalmayacaktır. Yurtdışından Türkiye’ye transfer edilen Türk futbolcu sayısı da artık milliyetin önemini yitirmesinden dolayı azalacaktır. Bu da yurtdışında oynayan oyuncu sayımızı artıracaktır.

PASAPORT PARASI

Herhangi bir sektörde en önemli girdinin ülkeye girişi devlet tarafından sınırlandırılırsa, siz bu girdinin üretiminde dünya devi konumunda değilseniz ve tüm dünyada bu girdi için çok yüksek bir talep varsa o “şey”in fiyatı global piyasa fiyatının üzerinde oluşur. Bu ülkemizdeki yerli futbolcular için de geçerlidir.

Bir iş kolu düşünün; devlet müdahalesi sonucu en önemli girdisinin fiyatı rekabet ettiği piyasa fiyatının üzerinde oluşuyor, istediği kalitede girdiye yeterli miktarda ulaşması engelleniyor ve sonuçta bu kurumlardan dış piyasa ile başa baş mücadele etmeleri bekleniyor. Buna aslında Fenerbahçe’nin argümanının kısa bir ekonomik özeti de diyebiliriz.

Rahatlıkla söyleyebiliriz ki Türkiye’de yerli futbolculara ekstra bir ücret ödenmektedir. Buna pasaport parası diyebiliriz. Bu durumu kısaca açıklayacak olursak tabloda X olarak ifade ettiğimiz fiyat farkı oyuncunun TC pasaportuna ödenen farktır. Bu ekstra ücret yabancı oyuncu oynatabilme hakkı arttıkça azalacak, azaldıkça artacaktır.

Aslında kırmızı çizgiyle ifade ettiğimiz sınırdan sonra (buna doğal/optimum yabancı sayısı da diyebiliriz) aynı kalitede bir yerli oyuncu yabancı oyuncudan daha ucuz hale gelecektir. Bunun başlıca sebebi aynı seviyedeki bir yerli ve bir yabancı oyuncudan yerli olanın verimliliğinin genellikle yabancı oyuncudan daha yüksek olacağıdır. Yerli futbolcular gidecekleri lig ve takım önemli kariyer fırsatları sunmuyorsa kurulu düzenlerini bozup başka bir ülkede yeni maceralara atılmaktansa Türkiye’de kalmayı bazı maddi fedakârlıklar pahasına tercih edebileceklerdir.

Ayrıca birbiriyle aynı kalitedeki iki futbolcudan takıma kültürel ve sportif açıdan uyumu en kolay olacak olanlar genellikle Türk futbolcuları olacaktır. Türk futbolcusunda ülkeyi, oturacağı evi, ligi beğenmeme; oğlunun eğitimi, eşinin karsı çıkması, dil sorunu vb. problemlerle genellikle karşılaşılmayacaktır. Ayrıca hem yurtdışı futbolcu izleme ve menajer masraflarının yurtiçi masraflarından daha yüksek olacağı hem de halkın Türk futbolcusu oynatan takımlara daha sempatiyle bakacağı gibi diğer detayları da göz önüne alırsak yaptığımız varsayımın çok ta yanlış olmayacağını söyleyebiliriz.

Avrupa’da serbest dolaşıma rağmen halen daha yerli oyunculara olan yüksek talep (fiyatlar ve transfer akışları bunu açıkça ortaya koymakta) de bu öngörümüzü destekler nitelikte. Ülkemizden bir örnek vermek gerekirse, yabancı sınırlamasının bulunmadığı teknik direktör piyasasında günümüz itibarıyla gelinmiş olan durum bu öngörümüzün en önemli kanıtıdır. Herhangi bir milliyet sınırlaması olmamasına karşın TSL’ de 2007-08 sezonunda çok az sayıda yabancı teknik direktör görev yapmıştır. 2008/09 sezonuna da geçmiş sezonlara benzer şekilde sadece 18 takımın sadece 3 tanesi yabancı teknik direktörleri tercih etmiştir. Bunun sebebi de Türk teknik direktörlerinin üstün bilgi ve becerileri değil, hem ülke koşullarına uyum hem de finansal koşullar açısından en büyük esnekliği sağlıyor olmalarıdır (kastedilen esneklikler sadece ücret seviyesi değil daha kolay sözleşme feshi gibi kulüp başkanlarımız açısından çok kıymetli konuları da içermektedir. Del Bosque FIFA kanalıyla BJK’nin gelirlerine temlik koyarken yerli malından şaşmayan başkanlar senede dört teknik direktörü bedelsiz olarak rahatlıkla değiştirebilmekteler).

EVİM GÜZEL EVİM!


Mevcut yabancı oyuncu düzenlemesinin yaratmış olduğu suni fiyatlar futbolcularımızın yurtdışına açılmalarını da önemli ölçüde engellemektedir.

Barcelona ikinci başkanı ve bugünkü finansal başarıda en önemli paya sahip kişilerden birisi olan Ferran Soriano’nun Türkiye’de Fanatik gazetesine verdiği röportajda futbolcu pazarımızla ilgili söylemiş olduğu bir söz, bu argümanımızı özetlemeye yeter aslında.

“Türk futbolcusunun global pazara acılamamasının ardındaki en temel sebep iç pazarın çok kuvvetli olmasıdır.”

Söylenen çok açık. İç piyasada fiyatlar çok yüksek seviyede oluştuğu için yabancı kulüpler transferde Türkiye’ye pek fazla yönelmiyorlar (kaynağı belirsiz Rus Rubleleri hariç) veya diğer açıdan bakacak olursak Türk futbolcuları içerideki yüksek fiyatlar sebebiyle yurtdışına transferi cazip bulmuyorlar. Böyle olunca da ne alttan gelen genç yeteneklere ilk 11′de yer açılabiliyor ne de mevcut yetişmiş oyuncuların yurtdışına açılarak kendilerini daha da geliştirmeleri mümkün olabiliyor.

GÖRELİ İHTİYAÇLAR VE YABANCI OYUNCU SERBESTİSİNİN MARJİNAL FAYDASI

Aslında kulüplerimizin bazıları mevcut düzenlemenin yetersiz olduğunu ve kadro kalitelerini artırabilmek için daha fazla yabancı oyuncuya ihtiyaçları olduğunu açıklıyorlar, buna karşın bazı kulüplerimiz ise mevcut haklarını dahi kullanmıyorlar. Demek ki mevcut düzenleme bazı kulüpler için yetersiz, bazıları içinse ihtiyaçlarından fazlasını kendilerine bahşetmiş durumda.

Yabancı oyuncu ihtiyacı kulüpten kulübe farklılık gösterebildiği gibi zaman içerisinde aynı kulüp için dahi farklılıklar gösterebilmektedir. Bir kulübün maddi imkanları ve sportif amaçları geliştiği ölçüde yabancı oyuncu transfer etme isteği de artmaktadır. Daha büyük hedefler için daha çok sayıda yetenekli oyuncu ihtiyacı ortaya çıkmakta, istenen özelliklerde oyuncuyu Türk oyuncuların oluşturduğu yetenek havuzu içerisinden tedarik etmek talep edilen kalite arttıkça giderek daha da güçleşmektedir. İstenen kalitede Türk oyuncu sayısı çok düşük olunca bu oyuncuların fiyatları çok yüksek oluşmakta; bunun sonucunda Türkleştirme operasyonları yapılmak durumunda kalmaktadır.

Ligde tutunmak amacındaki bir kulübünse üst düzey yeteneklere çok fazla ihtiyacı (veya alabilecek maddi gücü) olmayacaktır. Bu kulüplerin hedeflerine ulaşmaları için gerekli olan vasat ve vasat-üstü oyuncular yerli oyuncular arasından tedarik edilebilecektir. Yerli vasat oyuncu havuzu yerli uluslararası düzeyde oyuncu havuzundan çok daha geniş olduğundan bu kulüplerin ihtiyaçlarını iç pazardan karşılamaları çok daha kolay olacaktır. En azından ödenecek olan pasaport bedeli üst düzey oyuncu transfer etmek zorunda olan kulüplerden çok daha düşük olacaktır.

Hedefler yükseldikçe yabancı oyuncu ihtiyacının arttığını yukarıdaki tabloda Avrupa’nın beş büyük liginde ilk beş, orta sıra ve son beş sıradaki takımların kullandıkları yabancı oyuncu oranlarına bakarak çok rahat görebiliyoruz.

(Yerli futbolcu arzı da talebi etkilemekte. Yetenekli futbolcu yetiştirmekte zorlanan İngiltere’de yabancı sayısı İtalya ve İspanya’ya oranla çok daha yüksek gerçekleşmekte)

Buraya kadarki analizlerimizi özetlemek gerekirse;

- Yabancı kısıtlaması yerli oyuncu fiyatlarının olması gerekenin üzerinde seyretmesine sebep olmakta ve pasaport parası diye tabir edebileceğimiz bir meblağ TSL’ de yerli statüsünde oynama hakkına sahip oyunculara ödenmekte

- Pasaport parası ihtiyaç duyulan yetenek seviyesi arttıkça katlanarak artmakta

- Pazarda oluşan suni olarak yükselmiş fiyatlar sebebiyle Türk oyuncuların yurtdışına transfer olmaları güçleşmekte

- Yabancı sınırlaması Avrupa’da mücadele eden kulüplerimize rakipleri karsısında dezavantajlar getirmekte

- ‘+’ lı kurallar sebebiyle tribünde oturtulan yabancılar ortaya ciddi bir verimsizlik çıkartmakta

- Yabancı oyuncu ihtiyacı her takım için farklılıklar göstermekte

- Bu farklılıklar öz kaynak, gelir ve hedef farklılıklarından kaynaklanmakta

- Takımların yabancı oyuncu ihtiyaçları zaman içerisinde farklılaşabilmekte

KÜMÜLATİF SINIR VE TRANSFER EDİLEBİLİR YABANCI OYUNCU OYNATABİLME HAKKI


Tüm bu analizler sonrasında bizim önerimizin ana çıkış noktaları yabancı futbolcu oynatabilme hakkının ekonomik değeri olduğu, her takımın yabancı futbolcu ihtiyacının farklılıklar arz ettiği, hatta aynı takım için bile zaman içerisinde farklı ihtiyaçlar oluşacağıdır. Yabancı oyuncu oynatabilme hakkı, kısıtlama olduğu sürece veya Hasan Doğan’ın hayalini kurduğu gibi ülkemiz Avrupa’nın Brezilyası haline gelmediği sürece, önemli bir ekonomik değer içermektedir.

Yabancı oyuncu oynatabilme hakkı, alacak olan kişiye bazı avantajlar getirirken oynatılan oyuncunun Türk futboluna da belirli bir olumsuz etkisinin olması beklenebilir. Bu durum ekonomideki sosyal dışsallıklar ekseninde düşünüldüğünde iki çözüm yolu oluşturulabilir.

Birinci yöntemde serbest pazarın mümkün olduğunca kullanıldığı bir çözüm önerilmektedir. Buna göre yabancı oyuncu oynatmaya en az ihtiyacı olanlar, daha fazla ihtiyacı olanlara bu haklarını oluşturulacak serbest piyasa ortamında satabileceklerdir.

Bu yöntemde kısaca:

  1. Her takım için yabancı sayısının belirlenmesi yerine TSL’ de oynayacak toplam yabancı futbolcu sayısı belirlenmelidir
  2. Yabancı oyuncu transfer edebilme hakkı öncelikle her kulübe eşit olarak dağıtılmalı ve kulüpler arasında satılabilir hale getirilmelidir.
  3. Bu satış şeffaf bir şekilde yapılmalı, ödemeler TFF denetiminde/garantisinde olmalı ve TFF üzerinden geçmelidir. Tüm süreç şeffaf bir şekilde işlemeli ve tüm ödemelerin kamuoyuna anında duyurulma zorunluluğu olmalıdır.
  4. Kümülâtif oyuncu sayısının kaç olması gerektiğine belirli zaman aralıklarında (Kişisel görüşüm üç yılda bir belirlenmesidir). TFF Başkanı önderliğinde toplanacak, Türkiye Futbol Federasyonu, Kulüpler Birliği Vakfı, Antrenörler Derneği ve Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği’nden üyelerin bulunacağı bir kurul (Kulüp Yönetimlerimizde olduğu gibi bitpazarını andırmaması rica olunur) tarafından şeffaf bir toplantı sonrası (tıpkı İddaa ihalesi gibi kameralar önünde) karar verilmeli. Gerekçeli karar ve çekinceler kamuoyuna detaylı bir şekilde bildirilmelidir. Yabancıya daha az ihtiyaç duyan takımlar ve PFD daha az serbesti isteyecekler, sonuçta bir ortak noktada uzlaşılacaktır. (Kurula Başkanlık edecek olan TFF Başkanı’nın toplantıda oluşabilecek çok yüksek bir rakam için veto hakkı olması son emniyet önlemi olarak düşünülebilir)
  5. Böylece yabancı oyuncu hakkına daha fazla ihtiyacı olan takım daha az ihtiyacı olandan bu hakkı satın alabilecektir. Bu sistemde artık ‘+’ lı yöntemlere gerek kalmayacak ve her takım ihtiyacı kadar yabancı oyuncu alabilecektir. Bir takım kendi hakkına düşenden fazlasını istiyorsa bedelini pazarda oluşacak fiyat üzerinden ödemek durumunda kalacaktır. Her ekstra yabancı oyuncu almak belirli bir mali külfet getireceğinden bu külfetin değmeyeceği düşünülen noktada takımlar yabancı oyuncu alımını durduracaklardır.
  6. Belirlenen yabancı hakkının el değiştirmesi sırasında öncelik lige yeni yükselen takımlara ve puan sıralanmasında en alttan en üstteki takımlara doğru verilmelidir.
  7. Futbolumuzun üstün etik değerlere sahip olduğunu düşünerek bazı ek önlemler de sistemin işlerliğini artırabilir. Hatır gönül işleriyle yapılacak olan el değişimlerinin önüne geçebilmek, pazarda oluşabilecek olası oligopson yapıların önüne geçmek ve hatta büyük kulüplerin ‘centilmenlik!’ anlaşmalarıyla pazar fiyatını düşürme gayretlerine karşı asgari fiyat uygulaması düşünülebilir. Bu gibi önlemler kar motivasyonuyla hareket edilen, etik değerlere sahip ve çok alıcı-satıcılı bir piyasada gerek duyulmayacaktır ancak maalesef ülkemizde göz önünde bulundurulması faydalı olacaktır.
  8. Bunun yanında göz önünde bulundurulması gereken bir diğer konu da dayanışma ödemeleri olmalıdır. Yapılacak olan gelir transferlerinden bir kısmı (misal – %10) alt liglere yeniden dağıtılmalıdır. (Dağıtımın oranı ve ne şekilde olması gerektiği ayrıca çok uzun bir araştırma konusu olacağından burada değinilmemiştir)

Tüm bu pazarlıklar belirlenecek olan, spekülasyonlara mahal vermeyecek tarihler arasında gerçekleşmelidir. Önereceğimiz tarih bir önceki sezonun bitimiyle takımların yeni sezon açılışları arasında kalan zamanla sınırlandırılmalıdır. Sezon açılışlarından sonra bu pazarlıkların yapılması önlenmeli ve takımlar yeni sezon hazırlıklarını bu hesapları düşünerek geçirmemeliler. Yılın diğer dönemlerindeyse (devre arası da dahil) yabancı oyuncu hakkı transferi gerçekleşmemelidir.

ÖRNEK OLAYLAR

ÖRNEK 1

Tabloda ligdeki takımları üç kısma ayırdıktan sonra her yabancı hakkının bu kulüplere marjinal faydasının ne olacağını belirten bir şema oluşturabiliriz. 1.kademe kulüpleri için 10. yabancıdan sonra alınacak yabancı futbolcuların marjinal faydası sıfır veya altında olacağı için ihtiyacın 10 yabancı olduğunu söyleyebiliriz. 2.kademe için bu sayı 6, 3.kademe içinse 4 olacaktır.

Aşağıda oluşturduğumuz senaryoya göre her takımın 6 yabancı oyuncu transfer hakkı olduğu günümüzdeki sisteme göre ligimiz yabancı oyuncu transferinden yeteri kadar faydalanamamış olacaktır. Yabancı oyuncu transfer hakkı bazı takımlara ihtiyaçlarının üzerinde, bazılarınaysa ihtiyaçlarının altında dağıtılmış olacaktır. Oysaki bu transfer hakkı satılabilir hale geldiğinde hem ligimizde oynayan yabancı oyuncu sayısı aynı kalacak (veya düşecek) hem de bu hak marjinal faydasına göre daha optimum bir şekilde dağılmış olacaktır. Ayrıca üst sıra takımlarından en güçsüz kulüplere doğru doğal bir gelir akışı gerçekleşecektir.

Bu değiş tokuş sonucunda yabancı oyuncu transfer hakkı satacak olan kulüpler pazarlık güçleri ve yetenekleri itibarında 100 br. (40+30+20+10) faydanın nakdi karşılığına yakın bir değeri elde edebileceklerdir. Bu satış, satan kulüp açısından ya elde kalan yabancı oyuncu transfer hakkının daha kaliteli oyunculardan yana kullanılmasına, ya üst kademe takımlardan kaliteli yerli oyuncuların transfer edilmesine veya altyapıya yatırım yaparak transferde dışa bağımlılıktan kurtularak net transfer hakkı satıcısı bir kulüp haline gelinmesi için yapılacak çalışmalara harcanabilir. Nasıl harcanacağı yönetsel bir karar olan bu durumda esas önemli olan ekstra yabancı oyuncu ülkeye girmeden ligin genel kalitesinin artması, altyapı yatırımının özellikle Anadolu kulüplerinde teşvik edilmiş olması ve büyük kulüplerden Anadolu kulüplerine ve alt liglere gelir akışının sağlanmasıdır.

Bu sistemde yabancı oyuncu hakkı satın alan 1. kademe kulüplerinin yerli oyuncu talebi azalacak. Maddi gücü en yüksek olan bu grubun talebinin azalması yerli oyuncu fiyatlarını da düşürecektir. Gerçi yabancı oyuncu hakkını satmış olan kulüplerin yerli oyuncu talebi artacaktır fakat alım gücü üst kademe kulüpler düzeyinde olmayan bu kulüplerin talebindeki artış fiyat üzerinde aynı etkiyi göstermeyecektir. Bunun bir sonucu olarak da yerli oyuncu fiyatlarının bir miktar düşmesi beklenmelidir.

Böylece Ferran Soriano’nun belirttiği iç piyasadaki yapı bir miktar yumuşayacak ve daha fazla Türk oyuncunun yurt dışında futbol hayatlarını sürdürmeleri mümkün olacaktır.

Somut bir senaryo oluşturmak gerekirse; Fenerbahçe yabancı hakkı satın alarak bir tane daha stoper alması durumunda artık müzmin yedek Yasin/Can’a ihtiyaç duymayacaktır. Bu durumda eğer yurt içinde Yasin/Can’ın taleplerini karşılayabilecek bir takım çıkmazsa bu oyunculardan biri veya ikisi yurtdışına transfer olacaklardır. Sonuç olarak ister yurtdışına isterse de yurtiçine transfer olsun milli takıma kadar yükselmiş müzmin yedekler artık futbol oynayacaklardır.

ÖRNEK 2

İKİNCİ YÖNTEM İSE EKONOMİK DIŞSALLIKLARLA MÜCADELEDE SIKÇA KULLANILAN, PİGOU VERGİLERİ OLARAK DA BİLİNEN, EK VERGİLERİN FUTBOLUMUZA UYGULANMASI OLACAKTIR.

Bu yöntemde kısaca:

  1. TSL’ de oynayacak toplam yabancı futbolcu sayısı belirlenmelidir.
  2. Türkiye Futbol Federasyonu veya yukarıda belirttiğimiz kurul benzeri bir heyet her yabancı oyuncu sayısı için belirli bir ücret belirleyecektir. Bu sayı takımdaki yabancı oyuncu sayısı arttıkça daha da yükselecektir. Daha sonra bu havuzda birikecek olan miktar takımlara eşit olarak dağıtılacaktır. Dağıtılan kısımdan gelir elde etmiş olan kulüplerden belirli bir meblağ (%10) alt liglere dağıtılmak üzere kesilecektir. Bu şekilde ortalamanın altında yabancı oyuncu oynatacak olan kulüpler yeniden dağıtım sonrası ciddi bir gelir elde etmiş olacaklardır. TSL’nin oyuncu fabrikası durumundaki alt ligler de ek gelir kaynaklarına ulaşarak yatırımlarını geliştirebileceklerdir.

İlk 4 yabancının ücretleme dışı bırakıldığını varsayarsak. Daha sonra sırasıyla beşinci yabancı için 250.000 Avro, altıncı için 500.000 Avro, yedinci için 750.000 Avro, sekiz ve daha fazla yabancı için her biri 1.000.000 Avro

Böylece mevcut durumda takımların havuza ödeyecekleri ücretler söyle olacaktır.

4 yabancılı 8 takım – bir ödeme yapmayacak

6 yabancılı 6 takım – takım başına 750.000 Avro

10 yabancılı 4 takım – takım başına 4.500.000 Avro

Toplam havuzda biriken rakam 22.500.000 Avro olacaktır. Daha sonra bu rakamın 18 takım arasında eşit bölüşümü sonrası (takım başına 1.250.000 Avro düşecektir) 4 yabancılı takımlar 1.250.000′er Avro, 6 yabancılı takımlar 500.000′er Avro ekstra gelir elde edeceklerdir. Diğer taraftan 10′ar yabancılı 4 takım 3.250.000′er Avro ödeme yapacaklardır.

Senaryonun sonunda oluşacak olan gelir akışından %10′luk bir bölüm kesilerek alt liglere aktarılacaktır. Böylece 800.000 Avro’luk ek bir kaynak alt liglere dağıtılmış olacaktır.

Bu vermiş olduğumuz örnek gibi onlarca basit matematiksel dağıtım örneği vermek mümkündür. Burada elbette ki karar verirken futbolun iç dinamikleri ve güç dengeleri önemli rol oynayacaktır. Fakat iki önemli nokta dağıtım sırasında göz önünde bulundurulmalıdır. Kaliteli yabancıya yönelim ve altyapıya yatırım özendirmeli, üst ligleri yerli oyuncu açısından ciddi ölçüde destekleyen alt ligler bu dağıtımın dışında bırakılmamalıdır.

Her iki örnekte de aslında sonuçta oluşacak olan durumda başlarda bahsetmiş olduğumuz pasaport parası olarak adlandırdığımız piyasadaki sınırlamadan kaynaklanan ve genellikle sadece üst seviyedeki futbolcuların cebine giren suni olarak oluşmuş ücretin bir bölümünün yetiştirici kulüplere geri dönmesi ve altyapıya yatırımın özendirilmesi amaçlanmaktadır.

ÖNEMLİ NOT

Belirttiğimiz iki yöntem için de aslında halihazırda kullanılabilecek bir kaynak mevcuttur. Bu kaynak hiçbir ülkede uygulanmayan futbolumuzun güçlüyü kollayan yüzkaralarının belki de en önemlilerinden bir tanesi durumundaki naklen yayın dağıtımında uygulanan şampiyonluk payı ödemeleridir. Bu payın hukuki, etik, sportif ve ekonomik açılardan zafiyetlerini başka bir yazıya bırakmak durumundayız. Fakat her sezon Türk futbolunun aleyhine işleyen bu ödemenin bahsettiğimiz projede kullanılması isabetli olacaktır.

  1. TSL’ de oynayacak toplam yabancı futbolcu sayısı belirlenmelidir
  2. Ya birinci örnekte olduğu gibi yabancı oyuncu transfer hakkı el değiştirebilir olmalı veya lig öncesi NBA’deki draft’a benzer bir yapıda kulüpler bir araya gelmelidir. Hakkının tamamını kullanmak istemeyen kulüpler oturumdan çekilecekler ve geri kalan kulüpler çekilmiş olan kulüplerden kalan hakları kendi aralarında bölüşeceklerdir. İstediği sayıda yabancı hakkını elde eden kulüpler draft’tan çekilecek, geriye kalanlar ise ya tüm haklar bitene kadar ya da istedikleri kadar hakkı elde edene kadar ihaleye devam edeceklerdir.

En sonunda da %12′lik şampiyonluk payı olarak dağıtılan meblağ takımların oynatacakları yabancı futbolcu sayısına ters orantılı olarak tüm kulüplere dağıtılacaktır. Yine %10′luk bir pay alt liglere dağıtılmalıdır.

SİSTEMİN FAYDALARI

  1. Uygulanmakta olan 6+2 ve benzeri sistemlere ihtiyaç kalmayacak ve kulübede oturan yabancı oyunculardan kaynaklanan verimsizlik sona ermiş olacaktır.
  2. Yabancı transferini mümkün kılmak için diğer yabancıların sözleşmelerini yüksek bedellerle fesih etmek ve bu oyuncuları zengin etmek yerine daha uygun koşullarla diğer takımlardan yabancı oynatma hakkı alınabilecektir.
  3. Toplam yabancı oyuncu sayısı sabit kalacağından veya düşeceğinden, Türk oyuncuları oynama şansı bulacaktır.
  4. Gelir seviyesi ve sportif hedefleri yüksek olan kulüpler daha fazla yabancı oyuncuyu kadrolarında bulundurabilecekleri için yurtdışında rekabet şansları artacaktır.
  5. Gelir seviyesi yüksek kulüplerin yerli oyuncu talebi azalacağı için yerli oyunculara ödenen pasaport parası ciddi oranda düşecektir.
  6. Yerli oyuncuların yurtiçi ve yurtdışı değeri birbirine yaklaşacağı için Türkiye’den yurtdışına transfer olan futbolcu sayısı artacaktır. Avrupa’da oynayan Türk futbolcu sayısı ülke içerisindeki fiyatların normalleşmesi sebebiyle artış gösterecektir.
  7. Özellikle gelir seviyesi yüksek kulüplerde oynayan tüm yerli statüsünde oynayan oyuncular için rekabet daha da çetinleşecek ve bu oyuncular kendilerini sürekli geliştirmek zorunda kalacaklardır.

Yorumlarınızı paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s