Türkiye’nin Bosman davası olabilir mi?

Ankaraspor A.Ş’nin avukatı Mehmet Ali Alan tarafından açılan davanın dilekçesinde, 5894 sayılı “Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”un 5/3, 6/1-2-3-4. maddelerinin, Anayasa’nın 7, 9, 11, 36, 38, 125 ve 154. maddelerine aykırı oldukları ileri sürülerek, söz konusu maddelerin, Anayasa’nın 152. maddesi gereğince iptalleri için Anayasa Mahkemesine müracaat edilmesi istendi. (haberin tamamı)

Özerkliğin ne olduğu ve sınırlarının neler olduğuna ilişkin tartışmalar başlatması olası bu duruşmada konu edilen Anayasa ve Kanun maddeleri aşağıdadır. İşin özeti yasama, yürütme ve yargı erklerinin toplumsal bir konuda özerk bir kuruma tamamıyla (ve bu koşullarla) devredilemeyeceğidir. Bu dava aslında başlı başına Türkiye’de özerkliğin belirlenememiş sınırların nerden başlayıp nerede bitmesi gerektiğine ilişkin bir tartışmadır.

Bu konu Avrupa’da da uzun süredir devam eden bir tartışmadır. Tartışmalar ilk olarak 1974 yılında başlamış fakat Bosman davası (1996) ile gerçek anlamda gündeme gelmiştir. Avrupa’da Bosman davası hep transfer borsasındaki ekonomik etkileriyle anılır. Fakat Bosman davasının en önemli etkilerinden bir tanesi sporda özerkliğin sınırlarının ne olması gerektiği ve sporun diğer sektörlerden farklı muamele görmesine gerek olup olmadığı tartışmalarının başlaması olmuştur.

Avrupa’da sporun diğer sektörlerden farklı muamele görmesinin gerekliliği tartışılmakta ve pek çok davada gerekli olmadığına karar verilmektedir. Burada öne çıkan bir konu var o da “spor kuralı” ve “spor ile ilgili kural” ayrımının nasıl yapılması gerektiği. Örneğin taç atışının nasıl yapılması gerektiği, sahanın ebatları, ofsayt kuralı tartışma götürmez bir şekilde spor kurallarıdır ve bu kuralları özgürce (veya özerkçe de diyebiliriz) düzenlemek FIFA ve Futbol Federasyonlarının inisiyatifindedir. Yabancı oyuncu sınırlaması, kulüplerin finansal işlemleri, yayın haklarının merkezi satışı, sponsorluklar ve seyirci güvenliği gibi konularsa sadece spor kuralı değil diğer pek çok alanı da etkileyen spor ile ilgili kurallardır.

Bu gibi konularda spor sektörünün toplumsal fayda görülen haller dışında herhangi bir sektör gibi değerlendirilmesi uygun görülmektedir. Avrupa Birliği’nde bu sürecin nasıl işlediği ve yıllardır AB ve sporun paydaşları arasında süren buna benzer tartışmaların nasıl değerlendirildiği ile ilgili kapsamlı bir araştırmaya buradan ulaşabilirsiniz.

Bizde ise özerkliğin ne demek olduğu ve sınırlarının ne olması gerektiği henüz anlaşılamamıştır. Daha yaklaşık bir yıl önce medya ve kamuoyumuzun dünyada kanunla futbolunu yöneten tek ülke olduğumuzu öğrenmiş olması bu konularda ne kadar geri olduğumuzu göstermektedir.

Davanın bir diğer ilginç yönü de Ankaraspor A.S tarafından açılmış olmasıdır. Davayı açan ticaret hukuku hükümlerine tabi bir şirkettir. En yalın ifadeyle faaliyet gösterdiği endüstriyi regüle etmekle görevli kurum tarafından haksızlığa uğratıldığını ve bu sebeple zararının kurum tarafından tazmin edilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Ayrıca bu kuruma temel teşkil eden yasanın da Anayasa’ya aykırı olduğunu iddia etmektedir. Karar her ne olursa olsun üzerinde pek çok bilimsel araştırma yapılabilecek malzeme çıkacaktır… Tabi araştırabilene….

***

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

MADDE 7

Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

MADDE 9

Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

MADDE 11

Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

MADDE 36

Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.

MADDE 38

Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.

Ceza sorumluluğu şahsîdir.

(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

(Mülga: 7.5.2004-5170/5 md.)

(Değişik: 7.5.2004-5170/5 md.)Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.

İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.

(Değişik: 7.5.2004-5170/5 md.)Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

MADDE 125

İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13.8.1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.

İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

MADDE 152

Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.

Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.

MADDE 154

Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. …

… olarak geçtiğim bölümleri buradan okuyabilirsiniz

***

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN

Kanun No. 5894 Kabul Tarihi: 5/5/2009

MADDE 5

(3) TFF talimatları ilgili talimatın yayımından, ilk derece hukuk kurulları tarafından alınan kararlar ise ilgili kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilmez ise kesinleşir. İlk derece hukuk kurullarının görevlerine giren konularda ve bunlar tarafından verilen kararlara karşı yargı yoluna başvurulamaz.

MADDE 6

(1) Tahkim Kurulu, bu Kanun uyarınca bağımsız ve tarafsız bir zorunlu tahkim mercii olup TFF’nin en üst hukuk kuruludur ve TFF Statüsü ve ilgili talimatlarda belirtilen nitelikteki uyuşmazlıklar ile ilgili nihai karar merciidir.

(2) Tahkim Kurulu, TFF Statüsü ve ilgili talimatlar uyarınca karar verme yetkisine sahip kurul ve organlar tarafından verilecek kararları nihai olarak inceleyerek münhasıran karara bağlar. Tahkim Kuruluna başvuru süresi TFF talimatlarının yayımından veya itiraz edilen kararın tebliğinden itibaren yedi gündür.

(3) Tahkim Kurulunun oluşumu, görev, yetki, hak ve sorumlulukları ile üyelerinin sahip olması gereken nitelikler TFF Statüsünde belirlenir. Tahkim Kurulunun işleyişi ve usul kuralları TFF tarafından çıkarılacak talimatta yer alır.

(4) Tahkim Kurulu kendisine yapılan başvuruları kesin ve nihai olarak karara bağlar ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna başvurulamaz.

Reklamlar

One response to “Türkiye’nin Bosman davası olabilir mi?

  1. Geri bildirim: Anayasada Spor | KAFA TOPU·

Yorumlarınızı paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s