PTG’de Avrupa Birliği ve Spor Tartışmaları

Konuşmalardan ve oturumdan temel cikarimim AB’nin sporun paydaşlarıyla bağlarını daha da güçlendirmek konusunda son 5 yılda attığı adımların devam edeceğidir (Daha önceki yazılarda belirtmiştim fakat özellikle tekrar dikkat çekmek istiyorum. UEFA ve FıFA gibi kurumlar da futbol ve sporun önemli paydaşlarından biri olarak değerlendiriliyor AB tarafından. Bizim yasalarımızda olduğu gibi futbolun efendileri olarak değil.). Fakat diğer taraftan uluslararası spor federasyonlarının talep ettikleri, sporun özel bir yapısı olduğunun yargı tarafından kabul edilerek spor kurumları tarafından alınan kararlara yasal kalkan oluşturulması konusunda adım atmaya Avrupa Birligi’nin pek niyeti yok. Kısacası, önümüzdeki yıllarda daha çok Kolpac, Simutenkov, naklen yayın hakları, Meca-Medina, Lehtonen vb. davaları göreceğiz. Futbolun statükosu dışında sektörün özel bir yapısı olduğu ve talep edilen geniş kapsamlı yasal korumanın gereği konusunda kimse ikna olmuş görünmüyor.

2007 yılında hazırlanmış strateji dokümanında (white paper on sport) sıralanan 53 önerinin %90′i hayata geçmiş durumda. Bizde çok farkına varılmasa bile özellikle Avrupa futbolunu yakından ilgilendiren ve etkileyen olaylar oldu bunlar. Detaylandirilmamis olsa bile AB politikası içinde spora yer verilmesi ve özgül yapısının göz önünde bulundurulması gibi bazı konularda atılmış olan adımlar fark etmesek de futbol yönetimini en yakından etkileyen kararlar oldu son 4 yıl içerisinde. Örneğin AB ülkelerinde yaygınlaşan havuz sistemi ve UEFA’nin uyguladığı home-grown player kuralları gibi konuların bugün uygulanabiliyor olmaları bahsettiğimiz bu gelişmelerin spor yönetimine yansımaları. Blatter’in uygulamak istediği, kafatopu’nun da uygulayamaz dediği ve artık rafa kalkmış olan 6+5 kuralı konusunda dünya futbolunun en güçlü adamının açıklamalarına rağmen, iddialı konuşmamızın sebebi de AB’nin politikasıydı. Sporun içerisinde hiç bir kurum (AB içerisinde etkin olan branşları kastediyorum) sorumlu oldukları sporu AB’ye rağmen yönetemezler.

Doris Pack bu durumu anlatırken Bosman kararlarının ve devamındaki sürecin spor yöneticilerini kendinlerine getirdiğini ve AB ile çalışmak zorunda olduklarını görmelerini sağladığını söylüyor. FıFA bunu halen daha yeterince göremiyor olsa da UEFA artık bu durumun fazlasıyla farkında.

Son dönemde AB spor politikası açısından yaşanan en önemli gelişme Santiago Fisas’in Avrupa Parlamentosu adına hazırladığı yeni strateji belgesi. Draft olarak internette görebileceğiniz belge üzerinde ciddi bazı değişiklikler olacağı tüm konuşmacıların ortak görüşüydü.

Pack AB’nin spor politikasının çok yeni olduğunu söylüyordu konuşmasında. 15 yıldır üzerine çalışılan (başlangıcını benim araştırmadan bul) bir alan için bu tabirin kullanılması bizim 3-4 ayda rapor hazırlayıp, yasa çıkartan politikacılarımız aklımıza gelince ilginç geliyor fakat yarım yamalak bilgiyle yasa çıkartmanın nelere sebep olduğu bugünlerde açıkça görülüyor.

Başkanlar okumadık diyorlar, hükümet de siz istediniz. İkisinin de özürleri kabahatlerinden büyük. Başkanlar oyuncu sözleşmelerini bile okumadıkları ve kendilerine dokunamayacaklarini düşündükleri için alelacele öneri sunuyorlar ve hükümet de noter gibi tasdikledigini söylüyor. Ücretsiz eğitim, sağlık, çevre gibi konularda gelen taleplere sessiz kalan hükümet de bu konuda hiç vakit kaybetmeden ısmarlama yasa çıkartıyor üstelik kendi Adalet Bakanligi’nin son derece yerinde uyarılarını göz ardı ederek. (Spor tahkimi ile ilgili anayasa da bundan farklı değil. Onun da ömrü bir musibete bakar gibi görünüyor. Sporda şiddet yasası saçmalamak konusunda tahkim anayasa mahkemesinin eline su dökemez).

AB’nin sporu düzenlemek konusundaki yaklaşımı oldukça temkinli. “Ulusal politikalara karışmadan Avrupa çapında sosyal fayda yaratacak konulara odaklaniyoruz” diye özetliyorlar. Bizdekine benzer bir düzenleme histerisi yok AB yetkililerinde.

Dikkat çekilen bir diğer nokta da profesyonel spor ile amatörler arasındaki bağ. Politik bir dille “tabani desteklemezseniz bize gelmeyin” deniyor. Profesyonel sporu ise sosyal bir olay olarak değil ekonomik ve istihdam gücü açılarından önemsiyorlar.

Bir diğer konu ise tüm Avrupa’yı etkileyen ekonomik kriz. Avrupa Birliği’de bu konuda önlem almak yoluna gitti ve spora ayırdıkları bütçeyi azalttılar. 2009-10 arasında AB spor ile ilgili projelere €6m dağıttı. Tamamı sosyal, eğitsel ve sağlık alanındaki projelere. Profesyonel spora hiç bir harcama yapılmıyor. Siyasetçilerimize bir küpe de buradan gelsin artık.

Reklamlar

Yorumlarınızı paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s