ERDOĞAN, THATCHER VE SPOR

Öncelikle Başbakan’ın verdiği Thatcher örneğinin bizim ile hiç bir benzerliği yok. Bizde bir kişinin bile burnu kanamadı yaşanan olaylarda. İngiltere’de ise 3 hafta içerisinde Bradford faciasında 56 kişi, Heysel faciasında 39 kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişi de yaralandı.

Bunu bir yana bırakırsak İngiltere örneğinde yasağı getiren ve kaldıran UEFA olmuştur. Thatcher’ın çıkışı ve İngiltere Futbol Federasyonu’nun Avrupa Kupaları’na katılmamak konusundaki açıklamaları var fakat hükümetin böyle bir karar aldığına dair hiç bir bilgi yok. Zaten 2 Haziran 1985’te UEFA’nın toplanacağı ve böyle bir karar alınacağı bilinirken siz kovmadınız ben istifa ediyorum gibi bir çıkış yaptı İngiltere Futbol Federasyonu. Aşağıda listelediğim kitaplar, akademik makale ve o döneme ait haber linklerinde cezanın UEFA tarafından verildiği ve kaldırıldığı açıkça belirtiliyor.

Ayrıca o döneme ilişkin araştırmalar incelendiğinde Margaret Thatcher’ın spor politikaları konusunda pek de takip etmeye değer bir lider olmadığı görülebilir. Özellikle spora önem verdiğini söyleyen lider ve hükümetler tarafından. Tayyip Erdoğan ve Thatcher’ın spor konusundaki düşünce ve politikaları taban tabana zıt aslında.

Sam Allardyce: "Thatcher futbolu öldürdü" 

Margaret Thatcher iktidara 1979 yılında geldi ve spordaki ilk önemli icraatı İngiltere’yi Olimpiyat Oyunları’ndan çekme girişimi oldu. Britanya Olimpiyat Komitesi’ne ve sporculara yaptığı baskı ile 1980 Moskova Olimpiyatları’na İngiltere’nin katılmaması için elinden geleni yaptı. Pasaportlara el koyma düşüncesi, kanunsuz bir hareket olacağı gerekçesiyle hayata geçirilmedi. Devlet görevlerinde bulunan sporcular işlerinden atılmakla tehdit edildiler. Fakat Britanya Olimpiyat Komitesi de sporcular da Başbakanı dinlemedi ve Olimpiyat Oyunları’na katıldılar. Boykot girişimleri başarısız oldu ve Thatcher’ın itibarı zedelendi. Olimpiyat bayrağı altında mücadele eden Büyük Britanya takımı 5 altın, 7 gümüş ve 9 bronz madalya kazandı. (Gardiner 2006 sf.9)

Demir Leydi’nin spora ilgisi de yoktu aslında. Spor yaptığı veya seyrettiği de pek görülmemişti. Lincoln Allison, The Changing Politics of Sport (1993) adlı kitabında Thatcher’ı Büyük Britanya’nın en spor karşıtı Başbakanı olarak tanımlıyor.

“Spora ilgi duymaz, yapmaz ve izlemezdi” (sf. 130)

Ayrıca Ronald Reagan ve Margareth Thatcher’ı dönemin sporu siyasete en çok alet eden politikacıları olarak niteliyor.

“Spor, politikaya alet edildiğinde sıklıkla muzdarip oldu ve ardından yaralarını sarması için tek başına bırakıldı” (sf.128)

Avrupa Kupaları’na katılmamak fiilen hiç bir işe yaramadı. Aradan 4 yıl geçtikten sonra Hillsborough faciası yaşandı. Tam 96 kişi öldü. Heysel ve Bradford facialarının toplam ölü sayısından fazla.

İngiltere sporunda değişim yaratan bir politikacı aranıyorsa Thatcher’ın spor karşıtı müdahaleci tavırları değil, onun seleflerini örnek almak daha doğru olacaktır. İngiltere futbolu ve sporu da 1990’ların sonlarına doğru yeniden yükselişe geçebildi. 1991 ve 2000 yılları arasında Britanya’da uygulanan politikaların bir özetini Oakley ve Green’in 79 ve 80. sayfalarında okuyabilirsiniz.

Berrie Houlihan’ın çalışmasında da diğer örneklere benzer analizler var Thatcher hükümetinin spor politikalarına ilişkin.

“Thatcher hükümetinin spor politikası müdahalelerinin çoğu kısa vadeli ve/veya beceriksizceydi”

“Margareth Thatcher hükümetleri genellikle sporu görmezden gelirlerdi”

Aşağıda, yazıda bahsettiğimiz hikayelerin akışını bulabilirsiniz.

1979 – Thatcher’ın iktidarının başlangıcı
1980 – Başarısız Olimpiyat boykotu
1985, 11 Mayıs – Bradford – Lincoln maçında 56 ölü, 265 yaralı
1985, 29 Mayıs – Heysel faciası – Liverpool-Juventus maçında 39 ölü, 600 yaralı
1985, 2 Haziran – UEFA’nın İngiliz kulüplerini Avrupa Kupalarına süresiz olarak almama kararı
1986 Edinburgh – Commonwealth Oyunları – politik sürtüşmeler sebebiyle tüm zamanların en düşük ülke katılımı ile ve neredeyse sadece beyaz ırkın katılımıyla, boykot oyunları olarak tarihe geçti.
1989, 15 Nisan – Hillsborough faciası:  Liverpool, Nottingham Forest maçında 96 ölü, 766 yaralı

28 Kasım 1990 – Margaret Thatcher iktidarının sonu

İşin özü, bilgisiz kişilerden duyulan yarım yamalak bilgilerle, futboldan pek hoşlanmayan Thatcher’ın politikalarını uygulamak Türkiye’de futbolun sonunu hazırlamaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır.

Kaynaklar

Reklamlar

Yorumlarınızı paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s