AVRUPA TARAFTARLAR BİRLİĞİ TOPLANTISI – İSTANBUL 2012


Konferans ve FSE Genel Kurul toplantısı geçtiğimiz haftasonu 14-15 Temmuz’da Haliç Kongre Merkezi’nde yapıldı. Ben de bu dönemde İstanbul’daydım ve konferansa katılma fırsatım oldu.

Her şeyden önce taraftar arkadaşlara emekleri ve bu konferansın ülkemizde yapılmasını sağladıkları için teşekkür etmek gerek. Hak ettiği ilgiyi görmeyen ve basınımızın da neredeyse hiç ilgilenmediği bu organizasyon aslında genel algının aksine oldukça değerli bir toplantı. Konferansı düzenleyen Avrupa Taraftarlar Birliği FSE (Football Supporters Europe) Avrupa’nın en önemli taraftar yapılanmalarından bir tanesi. Futbolun en önemli paydaşını Avrupa çapında temsil eden bir oluşum.

Ultralardan ve ufak fanatik gruplardan çok daha fazlasını ifade ediyorlar. Avrupa Birliği ve UEFA gibi kurumlar bu oluşumu dinliyor ve tartışmalarda muhatap kabul ediyorlar. FSE pek çok uluslararası toplantıya Avrupa’daki futbol taraftarlarını temsilen iştirak ediyor. Kısacası bizim basınımız ve futbol kamuoyumuz tarafından dikkate alınmayan bu grup, yurtdışında taraftarları temsilen en etkin lobiye sahip kurumların başında gelmektedir.

Düzenleyen arkadaşların amatör çabalarını takdir etmekle birlikte organizasyonda çok ciddi eksik ve hatalar olduğu dikkati çekiyordu. Adeta bir tezatlar toplantısıydı. Her salonda, farklı dillerde çeviriler yapılması müthiş bir lüks ve israftı. Diğer yandan yemek sırasında yerli yabancı ayrımı yapılıyor ve Türk konuklara hiç bir şey verilmiyordu.

Her salonda birden fazla dilde çeviri yapılması ve yabancı dillerin de bazen kendi aralarında İngilizceye çevirilmesi işin içine dahil edildiğinde bu hizmetin oldukça pahalıya mal olduğunu söyleyebiliriz. Çeviri hizmetini TFF sunmuş. Sürekli anlaşmalı oldukları şirketten doğrudan satın alma! yoluna gidildiğini tahmin ediyorum. Son derece gereksiz bir harcama ve FSE yetkilileri bile duruma şaşırdıklarını belirttiler. İnsanın aklına pek çok senaryo getiren bir durum ama delil yok. Telefon kaydı bile yok!

Ayrıca, özellikle kar amaçsız bir oluşum için çok pahalı bir konferans alanında yapıldı etkinlik. Belediye’nin işin içinde olması ve Spor A.Ş. sponsorluğu sebebiyle burada söylenecek fazla bir şey yok. Belediye bir cebinden alıp diğerine koymuş bir anlamda.

Tüm bu lüks harcamalara karşın yerli katılımcılara mangalda köfte veya öğlen yemeğinde yemek verilmemesi garipti. Sebep olarak da bütçe gösterildi. Oysa ki çevirilerin 4 değil de 2 yabancı dilde yapılması halinde (aslında mantıklı olan sadece İngilizce çeviri olması) her kayıtlı izleyiciye ziyafet çektirecek bir menü sunmak ve daha pek çok aktiviteye bütçe ayırmak mümkündü.

Cumartesi günü yapılan boğaz turunda gemide içki olmaması ve demlenmek için geminin her saat başında karaya yanaşacak olması bir diğer büyük aksaklıktı. Programdaki son günlere kadar yaşanan belirsizlikler, detayların hiç düşünülmemiş olması, teknik sorunlar, bazı kararların bırakın son dakikayı, konuşmalar sırasında veriliyor olması da hiç bir planlama yapılmadığını gösteriyordu.

Konferansa geçecek olursak, açılış konuşmasında TFF’nin Genel Sekreter Yardımcısı ile temsil ediliyor olması doğru değildi bana göre. Ayrıca Spor Bakanlığı, TFF ve kulüplerden katılım çok düşüktü. Spor Bakanlığı ve kulüplerden kimseye denk gelmedim. TFF’den de sınırlı sayıda çalışan gelmişti. Benim katıldığım toplantılarda bu kurumlardan hiç kimse yoktu (UEFA yetkililerinin takip ettiği bir oturumda özellikle sordum bahsettiğim kurumlardan bir kişinin salonda olup olmadiğını). Dinlemek ve anlamak spor yönetim kültürümüze yabancı kavramlar maalesef.

Toplantıya ilgi gösteren tek spor kurumu İzmirgücü Spor Vakfı (İZVAK) oldu. Harcamalarını karşılayarak İzmir’in önde gelen tüm takımlarının taraftar liderlerini İstanbul’a göndermişler. Bir tek KSK icabet etmemiş gördüğüm kadarıyla. Eski günlerinden çok uzaktaki İzmirspor’un bile 2 temsilcisiyle karşılaştım. Göztepe, Altay ve Bucaspor taraftarları da toplantıya katılmışlardı. Olması gerektiği gibi hepsi de bir aradaydı.

Bursaspor, Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe de gruplar halinde bir aradaydılar. Tribün gruplarının bir araya gelip ortak sorunları tartışamayacaklarının büyük bir yalan olduğu da görüldü bu toplantıda.

Taraftarlar güçlerinin farkına varıp ortak sorunlarını tartışabilmek için bir araya gelmeliler. FSE iyi bir model, bilgi kaynağı ve yararlanabilecekleri önemli bir ağ.

Toplantının ev sahipleri 3 büyüklerin (başta UNIFB olmak üzere) üniversite taraftar gruplarıydı. Bu belki de daha iyi yetişmiş taraftarların artık tribünlerde daha etkin olacaklarının habercisidir. En azından öyle umuyorum.

Açılışın ardından 4 farklı oturum yapıldı. Benim en çok ilgimi çeken “Güvenli Tribünler”de gelinen son noktanın tartışıldığı toplantı oldu. Bu konuyla ilgili detaylı bir yazıyı toparlayıp daha sonra yazacağım.

Son günde de Sepp Blatter’e istifa çağrısı geldi. O da işin kaymağı oldu. Somut gerekçelere dayanan ve “FIFA’lılık duruşu”, “taraftarın gönlündeki…” gibi ne olduğu anlaşılamayan gerekçelerin sıralanmadığı, alışık olmadığımız türden bir taraftar oluşumu açıklamasıydı.

Reklamlar

Yorumlarınızı paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s