Gezi Parkı Olayları ve Türk Futbolu Ropörtajım

Play The Game PTG Cologne Germany Oct 2011

3 Haziran günü benimle Gezi Parkı direnişi, taraftarların etkisi ve Türkiye’de politika futbol ilişkisi üzerine yapılan bu ropörtaj ilk olarak spor iletişimi uzmanı Andreas Selliaas’ın ‘Sportens Uutholdelige Letthet’ blogunda 4 Haziran 2013’te norveççe olarak yayınlanmıştır. (sportensuutholdeligeletthet.blogspot.com)

Ardından 6 Haziran’da sporda demokrasi, şeffaflık ve özgürlüklerin geliştirilmesi amacıyla oluşturulmuş uluslararası bir iletişim inisiyatifi ve konferansı olan Play the Game’in internet sitesinde ingilizce olarak yayınlandı

Tüm başlıklar ve giriş yazısı yazar tarafından kaleme alınmıştır.

Play the Game’in 2006 yılından beri üyesiyim ve 2013’te Danimarka’nın Aarhus şehrinde yapılacak olan konferansın da Program Komitesi’nde yer almaktayım. Daha fazla bilgi için: about.me/tolgasenel

Futbol taraftarları Türkiye’nin vatandaşlık haklarını savunuyor

Futbol taraftarlarının Türkiye’deki gösterilerdeki önemini daha iyi anlamak için Andreas Selliaas futbol ve spor politikası uzmanı Tolga Şenel ile bir röportaj yaptı.

Türk yetkililerin İstanbul’daki gösterilere karşı sert tutumu ciddiye alınması gereken bir durum. İstanbul’un merkezindeki son yeşil alanlardan bir tanesine AVM yapılmasına karşı başlayan protestolar hükümetin giderek daha otoriter ve islami saiklerle yönetimine karşı gösterilere dönüştü.

Gösteriler ne kadar ciddi ve olayların itici gücü nedir? Bunlar son günlerde sıkça soruluyor fakat cevaplandırılması oldukça güç. Protestolar Beşiktaş’ın stadına yakın bir yerde gerçekleşti ve söylenenlere göre futbol taraftarları gösterilerde önemli rol oynadı. Bunlar Mısır’da Tahrir Meydanı’ndaki futbol taraftarlarının kilit rol üstlendikleri Hüsnü Mübarek ve yönetimine karşı direnişi akıllara getirdi.

Türkiye’deki gösterilerde futbol taraftarlarının rolünü daha iyi anlayabilmek için futbol ve spor politikası alanında uzman Tolga Şenel ile bir röportaj gerçekleştirdim. Kendisi İzmir’deki gösterileri yakından takip etti ve bazı ilginç gözlemleri oldu.

Arap baharından farklı

Türkiye dışındaki medya zaman zaman İstanbul’da olanları Arap baharı ile kıyaslıyor. Böyle bir karşılaştırma hakkında ne düşünüyorsunuz?

Arap baharı ile ilgili detaylı bir analiz yapamam. Bazı benzerlikler ve farklılıklar gozlemleyebiliriz fakat farklılıkların benzerliklere pek çok alanda ağır bastığını düşünüyorum.

Benzerliklerden bazıları giderek otoriterlesen bir lidere karşı bir direniş olması ve bu hareketin ülkenin en önemli meydanı olan Taksim’in yanındaki bir parkta başlamış, büyümüş ve buradan yayılmış olması.

Bence iki ülke arasındaki en önemli farklılıklar politika ve kültür alanında. Türkiye’de protestolar demokratik bir yapıda cereyan etti. Başbakan Erdoğan’in partisi AKP’ye oy vermemiş, taleplerinin tamamen göz ardı edildiğini düşünen bir kitle ile başladı. Türkiye, Arap ve Kuzey Afrika ülkeleri ile kıyaslandığında daha demokratik, medeni ve özgürlüğüne bağlı bir toplum. Türkiye’deki gösteriler demokrasiyi korumak ve daha ileriye taşımayı amaçlıyor, Arap baharı özgür olabilmek için düzenlenmişti.

Saha dışında dostluk 

Mısır’da futbol taraftarları Hüsnü Mübarek ve yönetimine karşı başkaldırıda önemli bir güçtü. İstanbul’da gösteriler Beşiktaş’ın stadına oldukça yakındı. Taraftarların bu direnişte nasıl bir rolü var?

Futbol taraftarları Cumartesi gününden itibaren olayların içerisindeydi. Çarşı (Beşiktaş’ın taraftar gruplarından biri) Gezi Parkı’na yürüyen ilk grup oldu. Çarşı’dan bir kaç saat sonra Galatasaray ve Fenerbahçe taraftar grupları da alana geldiler. Bursaspor, Trabzonspor gibi takımların taraftar grupları da aynı günün ilerleyen saatlerinde veya pazar günü bu gösterilere katıldılar. Karşıyaka, Göztepe ve Altay taraftarları da İzmir’deki gösterilere destek verdiler.

Gösteriler oldukça fazla yere yayıldı ve Türkler Araplardan daha organize bir toplum. Taraftarların en önemli katkısı bu protestoların bir parti, uçlarda bir grup veya benzeri bir grup ile sınırlı olmadığını göstermeleriydi. Bu gösteriler insanları politik sınırların ötesinde birleştirdi ve futbol taraftarlarının, bazı politikacıların söylemlerinin aksine, şiddet yaratan değil önleyen taraf olduklarını gösterdi.

Hayatımda daha önce hiç bütün kulüp taraftarlarının bir araya geldiklerini ve ortak hedefte protestolarını gerçekleştirdiklerini görmemiştim. Memleketim İzmir’de Karşıyaka ve Göztepe arasındaki rekabet belki Fenerbahçe-Galatasaray çekişmesinden bile daha hararetlidir. Bu grupların bir arada Gündoğdu meydanına yürüdüklerini görmek bile protestoların bağımsızlığı ve verilen toplumsal destek açısından binlerce kelimeden daha fazlasını ifade ediyordu.

İstanbul’da Çarşı grubu gösterilerin şiddete bulaşmaması konusunda önemli bir rol üstlendi. Tahrir meydanındaki gibi polise karşı durdular ve TOMA’ları kalabalıklardan uzak tutmaya gayret ettiler. Bunun yanında protestoların uygarca sürmesi için gayret gösterdiler. Etrafı tahrip etmediler ve provakatörlere karşı durdular.

Sloganları “Taş ATMA! Küfür ETME! Çevreye Zarar VERME! Orantısız Güce Karşı Sadece Orantısız Zeka KULLAN! Provokasyonlara DİKKAT ET, Gaza GELME!” oldu.

Laik futbol taraftarları

Futbol taraftarlarının bir politik etkisi var mı?

Genel olarak Türkiye’de taraftar grupları çok politize gruplar değildir. İstanbul’un üç büyük kulübü Türk futbolunu önemli anlamda domine ettikleri için her bölgeden, siyasi görüşten, dinden ve etnik gruptan taraftarları vardır. Taraftarlarının politik görüşleri açısından bunları sınıflandırmak neredeyse imkansızdır.

Diğer yandan laik geleneğin futbol kulüpleri üzerinde önemli etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin Erdoğan ve destekçilerinin alkole kısıtlama getirmeleri taraftarlar ve laik kesimi rahatsız etmiştir. Özellikle 1960’lardan önce kurulmuş kulüplerde güçlü bir laiklik geleneği vardır. Çarşı sol bir dünya görüşüne sahiptir ve İzmir’deki Karşıyaka, Altay ve Göztepe taraftar grupları da şehir kültürünün de bir yansıması olarak Atatürk ve laikliğin güçlü destekcileridir. Bu söylediklerim parti politikası doğrultusunda değil fakat toplumsal hakların ve laik devletin korunması çerçevesindedir.

Politikacılar futbolu kontrol ediyor

Türkiye’de politika ve futbol arasındaki ilişki ne kadar yakın?

Çok, çok, çok yakın. Aslında Türkiye kağıt üzerinde özerkliğin sizi bağımsız yapmadığının en çarpıcı örneklerinden. Türkiye spor kurumlarının özerkliği konusunda en güçlü yasalardan bir tanesine sahiptir. Özerklik kelimesi bile zayıf kalır bu düzenlemeleri tanımlarken. Spor tahkiminin kararlarının üstünlüğü Türkiye Anayasası’nda garanti altına alınmıştır. Spor yargısının kararları karşısında mahkeme yolu kapatılmıştır.

Türkiye’deki futbol yasası da bir diğer hikaye. Türk futboluna tam yetki veriyor. Sadece sportif konularda değil naklen yayınlar ve benzeri ekonomik konularda da. Bu kanunlar IOC, FIFA ve UEFA’nın tüm üyelerinde olmasını isteyecekleri, adeta rüya gibi kanunlar.

Fakat gerçekte spor federasyonları bağımsız kurumlar değiller. Çoğu federasyon yönetim kurulu üyesi ve başkanın kim olacağına Başbakan Erdoğan veya hükümet tarafından karar veriliyor ve TFF başkanı bu konuda bir istisna değil. Geçmişte bir TFF başkanı Erdoğan’ın yakın aile dostu ve çocuklarının ABD’deki tahsilinin sponsoruydu. İşte bu kadar yakın.

Türkiye’de son zamanlarda pek çok şike olayı ile karşılaşıldı. Bu olaylarda politikacılar da rol almış olabilirler mi?

Yargıtay sürecinde olan bir mahkeme kararına göre 7 maçta şike yapıldı ve 13 kişi suçlu bulundu. Fakat TFF kararları ve sonuçta yaşananlara göre Türkiye’de şike bir sorun teşkil etmiyor. Politikacıların kulüplerde bu kadar söz sahibi olduklarını düşünürsek doğal olarak bir şeyler bildiklerini veya bu olaylara bulaştıkları akıllara gelecektir. Fakat bunu ispat etmek oldukça güç.

Gösteriler ve İstanbul’un Olimpiyat adaylığı

İstanbul beşinci defa Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmak için aday oldu ve bu sefer favori olarak görünüyorlar. Bu gösterilerin adaylıklarını negatif etkileyeceğini düşünüyormusunuz?

Çin’e Olimpiyat düzenleme hakkı verildikten sonra artık bir lidere veya partiye karşıt görüşlerin olmasının IOC için sorun teşkil etmemesi gerektiğini düşünüyorum. Fakat bu süreçten sonra Türkiye içerisinde Olimpiyatlara karşı duruş ve gösteriler ortaya çıkabilir. Olimpiyat adaylığı Türkiye’de politik liderler için çok önemli bir prestij kaynağı ve bu gösterileri bir süre sonra Olimpiyat karşıtı gösteriler olarak da görebiliriz. Göstericiler IOC’ye de bir mektup gönderdiler ve İstanbul’da Olimpiyatları desteklemenin Olimpik ideallere bir anlamda biber gazı sıkmak olacağını dile getirdiler. IOC’nin buna vereceği cevabı merak ediyorum.

Reklamlar

One response to “Gezi Parkı Olayları ve Türk Futbolu Ropörtajım

Yorumlarınızı paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s