KSK’de Değişim

KSK Başkanı Fatih Diniz dün KSK TV’ye konuştu. Kulübün durumunu ve özellikle de saha içine ve transferlere fazla değinmeden asıl büyük resmi anlatmaya çalıştı. İzlemeyenler için video yukarıda. Kafasındaki oturmuş veya fikir aşamasındaki konulara da değindi.

Diniz’in fikirlerine katılırsınız veya katılmazsınız ama kulübün işleyişine hakim olduğu rahatlıkla anlaşılıyor. Yönetim ve pazarlama konularının asıl sorumluluk alanı olduğunu da açıkça gösteriyor.

Kulübün kendi gelirini yaratması gerektiği, bunun için kendi markası ve dinamiklerinden başka bir çıkış yolu olmadığını anlatıyor. Ortada ne bir paralı başkan ne devlet ne de büyük bir belediye desteği var. Futbolda sponsorluk gelirlerinin durumu da herkesin malumu.

KSK markası dışında bir güvence yok. Belki belediyelere yaslanmış, gelir tembeli ve varlık sebebi bir kaç muktedire oyuncak olmak olan kulüpler daha fazla gelir elde edebilirler ve transfer yapabilirler ama bu hiç bir zaman sürdürülebilir olmaz. Bir süre sonra belediyesporlar veya iktidar idman yurtları tarihe karışacak. Uzun vadede ayakta kalanlar sadece iyi yönetilen ve gerçek anlamda değer yaratabilen kulüpler olacaktır.

Başkanın konuşmasında değindiği bazı konu başlıkları üzerinden görüşlerimi not düşmek istedim buraya. Özellikle yönetişim ile ilgili iki konu olan şirketleşme ve tüzük değişikliklerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

ŞİRKETLEŞME

Başkanın özellikle üzerinde durduğu konulardan bir tanesiydi şirketleşme. Kulübün organizasyon modelinin (en azından futbolun) bu olması gerektiğini düşünüyor. Ben bu konudaki çekincelerimi Cumhuriyet’te ekim 2007’de yamıştım. Daha uzun bir versiyonunu da bir araştırma ile burada anlatmaya çalıştım. Yazdıklarımın üzerinden neredeyse 7 yıl geçti üzerinden ama düşüncem çok fazla da değişmedi.

Şirketleşmeye kesinlikle karşı olduğumu söyleyemem. Örgütlenme modellerinin (şirket veya dernek)kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Şirketleşmenin de çok farklı modelleri bulunmaktadır.

Kötü örnekler olarak dünyada başka bir yerde bulunmayan bizim iki büyüğün şirketleşmelerini gösterebiliriz. Kısa vadeli nakit getirip uzun vadede yabancıları ve yatırımcıları zengin etmekten başka bir işe yaramadı. İki kulüp de bu büyük hatadan geri dönmek için çok uğraştı. Bugün ikisi de kar ortaklığı olarak özetleyebileceğimiz ilk yapıdan büyük ölçüde kurtuldular. Galatasaray’ın borsada attığı taklaları herkes gördü. Devlet de buna göz yumdu fakat aynı durumda KSK olsaydı sanırım bu şark kurnazlığına göz yumulmazdı.

Şirketleşme konusunda Türkiye’den Göztepe, Siirt ve Vanspor gibi örnekleri de gösterebiliriz. Avrupa’da da batan yüzlerce şirket olarak teşekkül etmiş spor kulübü örneği var. Yukarıda link verdiğim araştırmada bunlardan bazılarını listeledim. İsmi ve renkleri patronun keyfine göre değiştirilenler, hatta başkanın kulüp ismini kendi ismiyle değiştirdiği şirketleşme hikayeleri bile var. Elbette iyi örnekler de var. Tıpkı dernekleşmenin de çok başarılı ve başarısız örnekleri olduğu gibi.

Herhalde Avrupa’nın en başarılı kulüplerini saymak istesek Barcelona, Bayern München, Real Madrid üçlüsünü mutlaka dahil ederiz. Bu 3 kulüp ve daha pek çok başarılı futbol kulübü dernek olarak faaliyet gösteriyorlar ve çok başarılı kulüpler.

Karar alma mekanizmalarını hızlandırmak açısından ise derneğin çoğunluk hisselerine sahip olduğu ve sadece gelir değil giderlerin de üzerinde olduğu bir şirket kurmak mantıklı olabilir. Şirketleşmenin gelirleri artırma konusunda doğrudan bir etkisinden bahsetmek mümkün değil. Kredibilite anlamında da bir değişiklik yaratmayacaktır.

FINANCIAL FAIR PLAY

Başkanın FIFA ve UEFA’nın şirketleşmeye teşvik ettiği söylemi ise ülkemizde yerleşmiş yanlış bir algıya dayanıyor. Financial Fair Play (FFP) kurumsal yapıya vurgu yapmaz. Finansal konulara odaklanır. Devlete ve futbolculara borcunuz ne durumda? Kısa-Uzun vadeli borçlarınızı ödeyebilecek mali yapıya sahipmisiniz? Gelirleriniz hangi kaynaklardan geliyor?

Futboldan gelen paraların futbola aktarılması konusunun ise bambaşka bir sebepten bu kadar üzerinde durulmaktadır. Rus oligarkları veya arap seyhlerinin ceplerinden yaptıkları harcamalarla sportif dengeleri ve transfer pazarını suni olarak yükseltmesinin, kısaca finansal dopingin, önüne geçmek amaçlanmaktadır. Futboldan elde ettiğinizi nereye harcadiginiza değil, futbola harcadiginizin nereden geldiği ile ilgilenir FFP kuralları. Kaldı ki bizdeki spor kulübü konsepti Avrupa’da çok az ülkede mevcuttur. FFP de çok bransli kulüpler göz önüne alınmadan hazırlanmıştır. Bu konuyu Koln’de düzenlenen bir konferasta UEFA baş danışmanı William Gaillard’a sorma fırsatım olmuştu ve çok bransli kulüplerin burada hesaba katılmadan, tek bransli kulüp yapılanmalarına göre kuralların koyulduğunu ve çok bransli kulüplerin sistemin üzerinde az düşünülmüş konularından bir tanesi olduğunu belirtmişti.

Ayrıca UEFA da şirketleşmeyi değil dernekleşmeyi desteklediğini açıkça beyan etmektedir Vizyon dokümanında. UEFA Vizyon belgesinin onuncu sayfasındaki madde 3.1.4’te bu tercih açıkça yazılıdır. UEFA şirketler yerine üyelerin kontrolündeki demokratik dernek yapılanmasını örnek göstermektedir.

İşin özeti; şirketlesmeden kulübün net olarak hangi kısa ve uzun vadeli faydalar elde edeceğini ortaya koymadan kalkışmak çok doğru olmayacaktır. Çok iyi düşünülmesi ve her adımı bilinçli atılması gereken bir konu.

TÜZÜK

Diğer taraftan tüzük değişikliği belki de en önemli konu. Sorun aslında dernek yapısından çok burada düğümleniyor. Eski ve hantal tuzukler kulüplerin önünü tıkayan en önemli takozlar.

Bu konuda da çok iyi araştırma yapılması gerekli. Her yıl seçim yapılmaması, istikrarlı ve yetkin yönetimler birinci şart. Fakat kurumsal yönetim ilkeleri de hiç bir zaman göz ardı edilmemeli. Yönetimlerin görev süreleri ve seçimlerin aralıkları uzarken yönetim kurulu üye sayısının düşürülmesi önemli adımlar olacaktır. Ayrıca tüzükte eşitlik, şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk olarak sayabileceğimiz kurumsal yönetim ilkelerine, spor endüstrisi için bir de demokrasiyi ekleyerek, mutlaka yer verilmeli. Denetim ve sicil kurullarının üyelik, seçim ve işleyiş prosedürlerinin tam bağımsız olmalarını garanti altına alınması, yönetsel esneklik ve hızlı karar verebilmeyi kolaylaştırmak da diğer önemli konular.

Türk kulüplerinin yaşadıklarını aslında Avrupa’daki bazı dernek kulüpler daha önceleri yaşadılar ve bu sorunları önemli ölçüde çözdüler. Barselona’nın yönetsel değişimini anlatan belgeseli özetlemiş ve türkçe alt yazı ekleyerek paylaşmıştım daha önce. Aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz. Boğaza kadar borç, düşük kredibilite, saha içi sorunlar ve kulüpten nemalanmayı alışkanlık haline getirmiş bazı tribün grupları. Hepsi mevcuttu Barselona’da.

altyazıları sağ alttaki captions düğmesinden açabilirsiniz

Barselona kısa seçim aralıklarını önce seçimleri 4 yılda bir ardından geçtiğimiz dönemde 6 yılda bir hale getirdi. Türkiye’deki gibi kontrol önemli ölçüde seçilmiş yönetimin elinde. Profesyoneller ise bazı kilit pozisyonlar dışında (özellikle futbol direktörü) günlük işleyişten sorumlu. Seçim aralıkları uzatılırken Genel Kurul katılımcı ve demokratik. Denetim mekanizmaları da çalışıyor. Üyelerin %15’inin imzası ile olağanüstü seçime gidilebiliyor. Bu oran Rosell öncesi %5 olarak belirlenmişti. İşler kötü giderse sistemde çıkış mekanizmaları var.

Bayern Münih ve Alman kulüplerinin önemli kısmındaysa daha farklı bir yönetişim modeli geçerli. İki katmanlı olarak da tanımlanan Alman yönetişim modelinde önemli yetkilerle donatılmış, profesyonellerin ağırlıklı olduğu bir yönetim kurulu ve onların üzerinde de kulüp paydaşlarının da temsil edildiği bir üst gözetim kurulu (supervisory board) bulunmaktadır. Bu model aslında bizim Divan Kurulu’na biraz benzese de Divan Kurulları hem paydaş katılımı hem de etkinlik açısından daha zayıf, üye sayısı olarak oldukça kalabalık durumdadır.

Almanya’da şirketleşme olsa bile dernek kulübün payının en az %51 olma zorunluluğu bulunmaktadır (istisnalar Hoffenheim, Wolfsburg ve Bayer Leverkusen). Yani şirketin çoğunluk hissesi dernekte.

Kişisel olarak Alman modelinin Türkiye’ye daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bu modelin özellikle sürdürülebilirlik konusunda çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa’nın en düşük borca sahip kulüpleri Alman kulüpleri ve kümülatif olarak kar eden tek büyük lig Bundesliga.

Tüzük konusunu sadece hukukçulara da bırakmamak gerekiyor. Hukukçular oyun alanının sınırlarını anlatır ve ortaya çıkan fikirleri hukuka uygun, açık ve uygulanabilir metinler haline getirmekte ustadır. Fakat genel politika ve uygulamaların ne olması gerektiği konusunda ise herhangi bir üyeden daha bilgili değildirler. Bizdeyse bu konular nedense hep hukukçuların işi olarak görülür. Yeni tüzük konusunda her kesimin fikri alınmalı ve değerlendirilmelidir.

NOTLAR

– Ekonomist’in araştırmasına göre İMKB’de sadece 29 firma son 6 yıldır düzenli temettü dağıtmış. Bunlardan ikisi GS ve FB Sportif. TS ise 2005’te şirketleşmesine rağmen temettü verimliliğinde (Sportif A.S’lerden bahsederken “paraları saçmada” veya “elalemi zengin etme” de denebilir) 2006’da tüm şirketler arasında üçüncü 2007’de ise onuncu olarak büyük! bir başarı elde etmiş.

– 2011 yılında Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Futbol Çalışma Grubu olarak İZTO ve İZVAK’ın davetlisi olarak İzmir Futbolu’nun Sorunları ve Çözüm Önerileri konferansına katılmış ve burada önerilerimi ana hatlarıyla aktardığım bir sunumum olmuştu.

TKYD Konferansı İzmir Futbolu Sunumu – http://prezi.com/6dujbet5-k5p/copy-of-tkyd-sunum-izmir-futbolu/

– Kurumsal Yönetim ve Spor üzerine bir başka sunumum ile CNBC-E de bu konuları tartıştığımız programın videosuna aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Yönetim ve Spor Sunumu – http://prezi.com/jjofa3j4cvff/copy-of-kurumsal-yonetim-ve-spor/

– CNBC-E programı https://www.youtube.com/watch?v=Q8FUY-l-MMo

– Alman iki katmanlı yönetişim modeline ilişkin detaylı bilgi için:
http://www.jura.uni-frankfurt.de/43029805/paper70.pdf
http://www.uni-hamburg.de/fachbereiche-einrichtungen/handelsrecht/seminararbeitede.pdf

– Vision Europe: the direction and development of football over the next decade, Nyon, April 2005 – http://www.uefa.com/newsfiles/374875.pdf

Reklamlar

Yorumlarınızı paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s