ANTİK OLİMPİYATLAR

Oyunların Başlangıcı

Antik Oyunların nasıl başladığıyla ilgili pek çok rivayet vardır. Oyunların başlangıç tarihi pek çok kaynakta MÖ 776 yılı olarak kabul edilmektedir. Yunan Mitolojisinde ilk oyunların daha Zeus çocuk yaştayken ve dünyada babası Knossos’un hüküm sürdüğü yıllarda yapıldığı söylenmektedir. Kimi yazıtlarda oyunların M.Ö. 776 yılında ilk defa değil yeniden başladığı söylenmektedir. Oyunlar, kutsal Olympia bölgesinde Zeus onuruna organize edilen dini kutlamalardı. Olympia’da Antik dönemin yedi harikasından bir tanesi olarak kabul edilen Zeus’un Pheidas tarafından altın ve fildişinden yapılmış efsanevi heykeli bulunmaktaydı. Oyunlar başlangıçta bir gün sürmekte ve sadece kısa mesafe koşu yarışı yapılmaktaydı. Zamanla pek çok farklı branş oyunlara eklenerek yarış takvimi beş güne kadar çıkmıştır. Toplam 1169 yıl boyunca devam eden oyunlar 850 Olimpiyat şampiyonu çıkartmıştır. Filozof, politikacı ve varlıklı kişilerin yoğun ilgi gösterdiği oyunlara 40 ila 70.000 arasında kişi katılmaktaydı. Panhellenic oyunların en önemlisi olarak kabul edilen Olimpik Oyunların dışında üç tane daha oyun Peleponisos yarımadası ve çevresinde düzenlenmekteydi.

Dini Oyunlar

Antik Olimpiyatlar bugün her din ve ırktan kişiye açık olan modern oyunların aksine dini kutlamalardı. Zeus şerefine düzenlenen oyunlar sadece hür erkek Yunanlara açıktı. Modern oyunlara göre büyük farklılıklar göstermesine karşın günümüzün Olimpiyatlarına önemli miras bırakmıştır. Spor ve yarışma ahlakının en önemli temelleri burada atılmıştır. 776 yılındaki ilk oyunlardan itibaren pek çok değişiklik olmuştur. Bugünkü olimpiyatlarda yer almayan müzik, oratoryo ve teatral performanslar Eski Yunan’da zamanla oyunların birer parçası haline gelmiştir.

Nike – Tanrıların Habercisi

Yunanlılar zaferlerin tanrı tarafından sporculara bahşedildiğini düşünürlerdi. Başarı çoğu zaman NIKE olarak adlandırılan ve Yunancada zafer anlamına gelen bir disk karakter ile karakterize edilirdi. Tanrıların hizmetçisi veya habercisi olduğu düşünülen Nike’ın gökyüzünden seçilmiş sporcuya doğru geldiği ve kutsal hediyeyi getirdiği tasvirlenmektedir.

 

Yarışların Evrimi

MÖ 776 yılındaki ilk oyunlar sadece bir gün sürmekte ve sadece kısa stadion denen ve bugün stadium kelimesinin de çıkış noktası olan kısa mesafe koşusunu içermekteydi. İlk yarışların ardından takvime pek çok branş eklenmiş ve zamanla oyunların beş güne çıkmasına sebep olmuştur. Olimpiyatlar MÖ 472’den itibaren üç gün ve 468’den itibaren de beş güne çıkmıştır.

MÖ 400lü yıllarda yaşamış olan Elis’li Hippias’ın anlatımına göre oyunların gelişimi aşağıdaki gibi olmuştur.

Yıl (Milattan Önce)

Olimpiyat

Organizasyon

MÖ. 776 1. Olimpiyatlar Koşu yarışı – Stadia
MÖ. 724 14. Olimpiyatlar Çift tur koşu -Diaulos
MÖ. 720 15. Olimpiyatlar Uzun mesafe koşusu – Dolichos
MÖ. 708 18. Olimpiyatlar Pentatlon
MÖ. 708 18. Olimpiyatlar Güreş
MÖ. 688 23. Olimpiyatlar Boks
MÖ. 680 25. Olimpiyatlar Dört atlı savaş arabası yarışı
MÖ. 648 33. Olimpiyatlar At yarışı
MÖ. 648 33. Olimpiyatlar Pankreas
MÖ. 520 65. Olimpiyatlar Zırhlı koşu
MÖ. 408 93. Olimpiyatlar İki atlı savaş arabası yarışı

Oyunlar öncesi hazırlıklar

Haberciler baharın gelmesiyle birlikte İspanya’dan Karadeniz’e kadar yayılmış olan tüm yunan site devletleri ve kolonilerini dolaşıp turnuvanın tarihini duyururlardı. Oyunlar öncesi ve ertesinde tüm savaşların durması ve sporcularla izleyicilerin güvenli bir şekilde oyunlara gidip gelebilmelerinin sağlanması için Kutsal Barış, bir ulak tarafından tüm Yunan şehirlerine taşınırdı.

Olimpiyatların gerçekleştirileceği yılın bahar ayında bir rota belirlenirdi. Ulak, Olympia Kâhinleri tarafından Haziran sonu/ Temmuz başında gerçekleşecek dolunaya rastlayan tarihte yapılacak festivali duyururdu. Festival için, katılımcıların Olympia’ya ve Olympia’dan seyahatleri için harcanacak zaman boyunca Kutsal Barış etkin olurdu. 1-3 aylık bu süreçte hukuki davalar askıya alınır, idam cezaları uygulanmazdı.

Kutsal Barış, uzmanlık ve kahramanlık isteyen atletik ve biniciliğe yönelik yarışmalarda ölümsüz şampiyonluk başarıları için şampiyonların ve izleyicilerin, koloni ve şehirlere güvenli ulaşımını sağlardı.

Diğer organizasyonlar

Panhelenik oyunların dışında da pek çok organizasyon düzenlenmekteydi. Bunların en önemlilerinden bir tanesi Panathenic oyunlardı. Bu oyunlar dört yılda bir tanrıça Athena adına düzenlenen Atina’nın en büyük festivalinin bir parçasıydı. Bunun dışında tüm Yunan site devletleri ve kolonilerinde çok sayıda yerel turnuva düzenlenmekteydi.

Panhelenik oyunların toplumsal önemi ve düzenlenen sayısız yerel turnuva göz önüne alındığında fiziksel egzersiz ve yarışma ruhunun antik Yunan kültürü ve toplumundaki önemini açıkça göstermektedir.

Oyunlar

Pan-Helenik Oyunlar Yer Birincilik Tacı Hangi tanrının adına
Olimpik Oyunlar Olympia Zeytin Ağacı yapraklarından Zeus
Nemea Oyunları Nemea Çam yapraklarından Zeus
Phytia Oyunları Delphi Defne yapraklarından Apollon
İsthmia Oyunları Isthmia Yabani kereviz yapraklarından Poseidon

Oyunlar sırasında barışın hâkim olmasına çok önem verilirdi. Sportif mücadeleler sırasında kazanılan zaferlerin tanrılar tarafından bahşedildiği düşünülürdü.

Suç işlememiş veya politik haklara sahip hür kişiler oyunlara katılabilirdi.

Kadınların, özellikle de evli kadınların oyunlara katılmaları yasaktı ve bu suçu işleyenler ölümle cezalandırılırdı. Bu kuralı bozan tek bir kadın vardı, Kallipateira.

Kallipateira’nın Öyküsü

Antik Olimpiyatlar’da kadınların stadyuma girmeleri ve oyunları izlemeleri yasaktı. Bu kural anneler ve yarışmacıların eşleri için geçerliyken genç kızlara uygulanmıyordu. Sadece bakireler ve Demeter Chamyne rahibeleri stadyumun içerisinde bir bölümde oyunları izleyebiliyorlardı. Bu kuralı kırmaya çalışan kadınların cezası Eleanlar tarafından Typaion Dağı’ndan atılmaktı.

Sadece bir kadın, Kallipateira, kadınları stadyumdan uzak tutan bu kuralı çiğnemesine rağmen cezalandırılmamıştır. Kallipateira’nın babası, üç erkek kardeşi, yeğeni ve oğlu Olimpiyat şampiyonuydu. Kocası öldüğünde Kallipateira oğlu Peisirodos’u çalıştırdı. Oğlunu Olympia’ya getirdiğinde erkek antrenör kılığında stadyuma girdi. Oğlu zafere ulaştığında diğer antrenörleri aşarak koştu, bu sırada kıyafetleri çıktı ve Kallipateira kendini ele verdi.

Kallipateira cezalandırılmadı çünkü bu eylemi ailesinin Olimpiyat şampiyonu bireylerini onurlandırmak için yaptığına karar verildi.

Bu olayın ardından Olimpiyat oyunları sırasında antrenörlerin de çıplak olması şartı getirildi. Böylece kadınların kılık değiştirerek stadyuma girmeleri imkânsız hale getirildi.

Sporcular

Sporcular, 720 yılından itibaren çıplak dövüşmeye başladılar. Daha sonra antrenörler için de bu şart getirildi. Bunun beden ile zihin arasındaki uyumu sembolize ettiği söylenmekteydi.

Her Yunan şehrinde gymnasium ve palaestra adı verilen gençlerin eğitim gördükleri ve sporcuların antrenman yaptıkları yapılar bulunmaktaydı. Burada verilen eğitim sadece fiziki gelişimi değil müzik, aritmetik, dilbilgisi ve edebiyat gibi zihinsel eğitimi de içermekteydi.

Oyunlar ve antrenmanlar öncesinde sporcular tüm vücutlarını önce zeytinyağı ile sıvarlar ardından da ince kum ile temizlerlerdi. Bu uygulama vücut ısısını düzenlemeye, güneşten korunmaya ve eğitmenin sopa darbelerinden daha az hasarla kurtulmaya yardımcı olurdu.

İdman bitiminde sporcular strigil adi verilen bir alet yardımıyla vücutlarındaki ter, yağ ve kumu temizlerlerdi. Temizlik, su ve sünger ile tamamlanırdı.

Sporcuların kullandıkları malzemeler

Aryballos – Topraktan yapılmış yağ küpü

Strigil – Vücuttaki ter, yağ ve kumu sıyırmak için kullanılan eğri bir alet

Sünger

Tüm bunlar bir ip yardımıyla birbirlerine iliştirilir ve duvara asılarak muhafaza edilirdi.

 

Oyunlara katılmak için gerekli 3 kriter;

  • Yunan olmak
  • Erkek olmak
  • Hür olmak

Kadınlar, yabancılar ve köleler yarışmaların dışında tutulurlardı.

Sporcuların çoğu varlıklı ailelerden gelmekteydi.

Oyunlarda sadece en iyi sporcular mücadele edebilirlerdi.

Sporcular, oyunlar öncesi Olympia yakınlarındaki Elis’e gelmeden önce aylarca yoğun bir çalışma programından geçerlerdi.

Sporcular oyunlar başlamadan dört hafta önce Elis şehrinde toplanırlardı. Burada ön elemeler yapılır ve Olympia’daki mücadeleye sadece en iyiler gidebilirdi.

Oyunlar öncesi sporcu ve hakemler kurallara uyacaklarına ve onurlarıyla mücadele edeceklerine dair yemin ederlerdi.

Yeminlerine sadık kalmayanlar para cezasına çarptırılırdı. Bu parayla Zanes adı verilen Zeus heykelleri yaptırılır, altlarına hilebazın ismi yazılır ve stadyuma giden yola dikilirdi. Yarışma alanına giden tüm sporcular bu yoldan geçerler ve heykeller sporculara hile yapılmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatırlardı.

Üç defa olimpiyatları kazanan sporculara Olympia’da kendi boyutlarından büyük olmamak kaydıyla heykellerinin dikilmesi hakkı verilirdi.

Antik Olimpiyat Oyunları’ndan Ünlü Atletler

Thasoslu Theagenes (pankreas, boks)

Theagenes, Thasos’ta Herakles’in tapınağında görevli bir rahibin oğluydu. Bazıları onun aslında tanrının oğlu olduğuna inanırdı.

Theagenes adı, ilk kez dokuz yaşındayken bir tanrıya ait bronz heykeli temelinden sökerek evine taşıdığında duyuldu. Thasos’lu bazı insanlar bu eyleme çok kızdılar ve Theagenes’in ölümle cezalandırılmasını istediler. O sırada yaşlı bir adam ceza olarak heykeli eski yerine taşımasının yeterli bir ceza olacağını söyledi. Theagenes kararı yerine getirdi ve hayatı bağışlandı. Sıradışı bu çocuğun öyküsü tüm Yunanistan’ a yayıldı.

Theagenes boks ve güreşte olimpiyat şampiyonu olma amacıyla yetişti. Yunanistan’da yapılan pek çok yarışmada sayısız şampiyonluğa ulaştı ve doğduğu şehir Thasos’ta büyük üne sahip oldu.

Ölümünden sonra Thasos’a heykeli dikildi. Theagenes ile hayatı boyunca pek çok kez yarışan ama asla başarılı olamayan bir adamın her gece heykeli tekmelemeye gittiği anlatılır. Bir gece heykel temelinden oynayarak adamın üzerine düşer ve ölümüne neden olur. Adamın çocukları heykeli cinayetle suçlar. Yunan yasalarına göre cinayet işleyen mutlaka cezalandırılır, katilin insan, hayvan ya da nesne olması fark yaratmazdı. Theagenes’in suçlu bulunan heykeli denize atılır. Bunun ardından Thasos, pek çok kez kıtlıkla ve büyük acılarla karşı karşıya kalır. Delphi kâhinleri, Thasoslulara Demeter’den bağışlanmayı dileyen tüm sürgünleri geri almalarını söyler. Fakat kıtlık devam eder ve Thasoslular tekrar öneri için kâhinlere giderler. Kâhin, Theagenes‘i unuttuklarını söyler. Balıkçılar, ağlarla heykeli sudan çıkarak kıyıya getirir. Thasos halkı heykeli eski yerine yerleştirerek kurban sunarlar. Kıtlık sona erer ve Thasos halkı Theagenes’in şifa tanrısı olduğuna inanırlar.

Rodoslu Diagoras (boksör)

Diagoras boksör olarak kazandığı başarılarla tanınmıştır. Öncesindeyse boks stili sayesinde adından söz ettiriyordu. Diagoras her zaman kurallara uymaya dikkat eden zarafet ve vakar sahibi bir adam olarak bilinirdi. Seyirciler, onun kararlı ve cesur tavırlarına hayrandılar. Oğulları ve torunu da olimpiyat şampiyonu olmuştur.

Diagoras’ın ailesinin aristokrat olduğu bilinmektedir. Rodoslular Diagoras’ın tanrı Hermes’in oğlu olduğunu iddia ederlerdi. Bu tür efsaneler ölümlü bir adamın insanüstü atletik başarılar göstermesinin ardından yayılırdı.

83. olimpiyatta, Diagoras bir oğlunun boks şampiyonu diğerinin de pankreas dalında şampiyon oluşunu izlemek için oradaydı. Oğulları şampiyonluk taçları başlarında babalarını omuzlarında taşırken kalabalık tezahürat yapıyordu. Bu onun hayatının en ihtişamlı anıydı, kalabalığın arasından biri ona tam o an ölmesini öğütledi. Bu sayede tüm bu ihtişamın ardından Olympos’a yükselerek tanrı olacağını söyledi. Bunu duyan Diagoras hâlâ oğullarının omuzlarındayken kendisini bıraktı ve sessizce öldü.

Rodoslu Leonidas (koşucu)

Leonidas, stadion ve diaulos dallarındaki başarısı ile dikkat çekerek ün kazanmıştır. Leonidas, bu üç koşu etkinliğinde ve 4 olimpiyatta başarı göstermiştir. Ardarda düzenlenen bu üç koşu dalında hızını ve dayanıklılığını koruyabilmesi zor dallarda başarılı olmasını sağlamıştır. Bu nedenle Leonidas diğerlerinden daha çok tanınmış, pek çok olimpiyat zaferine ulaşarak övgü almıştır.

Krotonlu Milo (güreşçi)

Milo ilk Olimpiyat zaferini gençler güreş dalında kazandı. Bunu ardından erkekler güreş dalında beş kez zafere ulaştı.

Milo’un gücü konusunda anlatılan pek çok öykü vardır. Bir ineği omuzlarında rahatlıkla taşıyabildiği, dev bir sütunu tek başına tutarak yıkılan bir yapıdan herkesin kaçmasını sağladığı gibi.

Komşu şehirler Kroton’a savaş açınca, Milon elinde sopasıyla her zaman en önde yer almıştır.

Milo ihtişamlı bir yaşam sürdü fakat ölümü trajikti. Bir gün ormanda dolaşırken üzerine kamalar saplanmış eski bir ağaç gövdesi gören Milo, gücünü test etmek ister. Ellerini ve ayağını gövdedeki yarığa yerleştirir ve gövdeyi ortadan ikiye ayırmaya çalışır. Aradaki kamaları hareket ettirmeyi başarır ama tam bu sırada gövde kapanır. Elleri sıkışan Milo serbest kalamaz ve gece vahşi hayvanlar tarafından öldürülür.

Karialı Melankomas (boksör)

Melankomas eşsiz boks tarzıyla ün kazanmıştır. Pek çok kez şampiyon olmuştur, ama asla yaralanmamıştır ya da rakibini yaralamamıştır. Melankomas birini yaralamanın ya da yaralanmanın cesaret eksikliğini gösterdiğine inanırdı. Seyirciler onun rakibinin darbelerine karşı onlara yumruk atmadan kendisini savunuşunu izlemekten hoşlanırlardı. Rakiplerini yorgun ve ona vuramadıklarından dolayı hayal kırıklığına uğramış şekilde bıraktığında pes ediyorlar ve yenilmeyi kabulleniyorlardı.

Oyunların Programı

Yarışmalar stadyum ve hipodromda düzenlenmekteydi.

  1. GÜN

İlk gün sporcular ve hakemler kurallara uyacaklarına dair yemin ederler.

  1. GÜN

İkinci gün hipodromda binicilik yarışları yapılırdı. En popüler yarış dört atlı savaş arabaları yarışıydı. Bunun dışında genç taylar ile düzenlenen yarış da bulunmaktaydı. Bu yarışlarda atlar veya biniciler değil at sahipleri birincilik ödülünü alırlardı. Büyük bir hara sahibi olan Sparta prensesi Kyniska bu sayede Olimpiyat Şampiyonu olmayı başarmıştı. Öğleden sonra stadyumda pentatlon yarışları düzenlenirdi. Pentatlon yarışı disk atma, uzun atlama, cirit atma, koşu ve güreş etaplarından oluşmaktaydı.

  1. GÜN

Bu gün oyunların doruk noktası sayılırdı. Yüzlerce büyükbaş hayvan Zeus ve diğer tanrılar şerefine kurban edilirlerdi. Kesilen hayvanlar herkesin davetli olduğu bir bayramda tüm katılımcılar tarafından bölüşülürdü.

  1. GÜN

4.gün stadyumda pek çok farklı yarış düzenlenirdi. İzleyiciler mücadele alanını çevreleyen yükseltilere otururlar ve mücadeleleri buradan takip ederlerdi. Diğer görevliler, organizasyon yetkilileri, hakemler, tribünde yer alırlardı.

Antik zamanlarda stadyumlar bugün bildiğimiz gibi oval şeklinde değildi. Aksine dikdörtgen yapılardı ve sporcular düz bir pistte mücadele etmekteydiler. Zemin toprak kaplıydı. Yarışmacılar kireç ile çizilmiş yerlerinde yarışa başlarlardı. Uzun mesafe yarışlarında yarışmacılar stadın sonundaki bir işaretçinin veya direğin etrafından dönerek turlarını tamamlarlardı.

  • Stade veya stadion olarak adlandırılan mesafe yaklaşık 192 metreye tekabül etmektedir.
  • Diaulos: Çift stadyuma verilen ad
  • Dolichos: 7 ila 24 tur arasında süren uzun mesafe yarışı
  • Zırhlı koşu (Olympia’da diablos olarak anılırdı): Sporcular bir başlık, greave giyerler ve ellerinde kankan taşırlardı.

Öğleden sonra dövüş yarışlarına ayrılmıştı (Boks, güreş ve pankreas). Mücadeleler öncesi çekilen kuralar eşleşmeleri belirlerdi. Bugünkünün aksine antik dönemde herhangi bir sıklet ayrımlaması yapılmamaktaydı. Yarışmalar bir sporcunun pes ederek parmağını havaya kaldırmasıyla son bulurdu.

Boksta sporcuların elleri deri bez parçalarıyla sarılırdı. Bu antik dönem boks eldivenleri zamanla pek çok değişime uğramıştır. Zamanla eldivenlere metal parçalar eklenerek yumrukların daha yaralayıcı olması sağlanmıştır.

Güreşçiler çıplak ellerle ayakta güreşirlerdi. Pek çok farklı tutuş stili geliştirilmişti. Yere üç defa değen ilk sporcu mağlup sayılmaktaydı.

Pankration/Pankreas ise güreşe benzer bir spordu fakat ısırmak, gözlere hamle yapmak veya burun deliklerine parmak sokmak dışında her türlü müdahale serbestti.

  1. GÜN

Son gün başarılı olmuş atletlerin kutlanmasına ayrılmıştı. Kapanış seremonisi sırasında zeytin dallarıyla taçlandırılırlardı. Son olarak politikacı ve hakemler tarafından şampiyonlar onuruna bir ziyafet tertip edilirdi.

Olimpiyat Şampiyonluğu

Antik Oyunlarda sadece tek bir kazanan olurdu. Bu kişiye de yapraklardan yapılma bir taç verilirdi. Tacın yanında kazananların elleri havaya kaldırılırdı. Bu da zaferin bir başka işaretiydi.

Galip gelenler finansal bir şey elde etmeseler de olimpiyat şampiyonları şehirlerinin önemli kişileri arasında yer alırlar ve genellikle politik bazı görevler üstlenirlerdi.

Şampiyon atletin zaferi tüm şehre de onur getirirdi. Oyunlardan döndüklerinde sporcular kahramanlar gibi karşılanır ve hayatlarının sonlarına kadar yararlanabilecekleri pek çok ayrıcalık elde ederlerdi.

Şampiyon olan sporcu namının bir göstergesi olarak heykelinin dikilmesi hakkına sahipti. Ayrıca bir şaire zaferini anlatan bir şiir yazmasını salık verebilirdi. Şehirdeki halk şampiyonlarıyla gurur duydukları için sporcularını tasvir eden paralar yaptırırlardı. Bu şekilde sporcuların unutulmamasını ve tüm Yunan dünyasında tanınmasını sağlarlardı.

Oyunların Sonu

1000 yılın üzerinde bir süre Olimpik oyunlar hem Yunanlılar hem de Romalılar tarafından devam ettirildikten sonra MS 393 yılında Hıristiyan İmparator 1. Theodosus tüm pagan geleneklerini yasakladıktan sonra oyunlar sona ermiştir. Olympos’ta mücadeleler bitmiş olmasına karşın Roma İmparatorluğu’nun Yunan etkisindeki tüm bölgelerinde sportif mücadeleler ve kültürel etkinlikler 6. yüzyıla kadar devam etmiştir.

Reklamlar

Yorumlarınızı paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s