
Sonda soyleyecegimizi basta soyleyelim. Sion olayinin Fenerbahce’ye bir etkisi olmaz.
Bunun sebebi davanin, Isvicre kanunlarina tabi iki kurum (bir tanesi spor kulubu, bir digeri de uluslararasi spor federasyonu) arasinda UEFA’nin merkezinin bulundugu Nyon’un bagli bulundugu Vaud Kantonu mahkemesinde acilmis olmasi ve verilen kararin Isvicre yerel kanunlarina istinaden verilmis olmasidir.
Fenerbahce ise ne AB uyesi bir ulkede ne de Isvicre’de kurulu bir kuluptur.
Konular birebir ayni bile olsa bir sey degismezdi.
* * *
Sion davasi cok ilginc seyrediyor. Iki olay birbirinden oldukca farkli olmasina ragmen Turkiye’de sporun ne kadar yanlis organize oldugunu anlayabilecegimiz bir ornek sunuyor onumuze. Haklilik tartismasina girmeden once hak arayabilme hakki uzerinde durmak gerekiyor aslinda.
Buyuk kulubumuz Fenerbahce, TFF ve UEFA karsisinda hakkini arayamiyorken Sion gibi ufak (ekonomik, sosyal, medya vb. her konuda) bir sehir takimi Isvicre Futbol Federasyonu ve UEFA’ya kafa tutup hakkini arayabiliyor. Hatta Platini’yi hapse attirmakla tehdit ediyor. (Fenerbahce’de Sion Baskani’nin bu konudaki aciklamalarinin ardindan Turkiye’de suc duyurusunda bulundu)
Bunun altinda yatan sebepler nelerdir peki?
Turkiye’de spor politik bir silah olarak kullaniliyor ve sadece bir sosyal aktivite olarak degerlendirilmiyor. Bu sebeple hukumet hak, hukuk veya demokrasiye uygun degil TFF ve/veya kuluplerin istegine gore kanunlar cikartiyor. Diger ulkelerde profesyonel kulupler ve federasyonlar sporun sadece paydaslari olarak gorulurken bizde sahibi hatta “sinirlari cizilmemis devleti” gibi goruluyor. Buna ragmen kulupler talep ettikleri yasalarla aslinda kendi bacaklarina sikiyorlar farkinda olmadan. Bunu sporda siddet yasasinda da gorduk, yakinda tahkime iliskin Anayasa maddesinde de gorecegiz. Diger ulkelerde sistem bizdekinin tam tersi isler. Kulupler genellikle hukumetlerden yasa talep etmezler etseler bile (bizim kulupler kadar curetkar olmadan) hukumet buna uymak zorunda degildir, hatta tam tersi karar verebilirler.
UEFA ve FIFA Isvicre’de ozel statude kurulmus uluslararasi derneklerdir. Sion da ayni ulkede kurulu bir spor kulubu. Bu kulup de Isvicre yasalarina tabi bir diger kurum olan UEFA’yi verdigi bir karardan oturu mahkemeye veriyor. Mahkeme de kulup lehine bir karar veriyor.
Peki Isvicre’de bizdeki Anayasa mahkemesi gibi bir madde olsaydi ne olurdu? Maddeyi bir defa daha hatirlayalim.
”Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim Kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz”
Bu durumda Sion once Isvicre Futbol Federasyonu’na ardindan da CAS’a gider. Dogal olarak bu kurumlardan bir sonuc alamazdi (Tipki Fenerbahce’nin de alamayacagi gibi). CAS, UEFA’ya bagli bir kurum degildir fakat futbolun ve sporun global statukosuna gobekten bagli bir kurumdur. Bu sebeple UEFA’ya karsi boylesi radikal bir karar hic bir zaman almaz. Ufak bazi gostermelik kararlari olsa da uluslararasi federasyonlarin aleyhine radikal kararlar almisligi yoktur.
Fakat Isvicre’de veya Avrupa’nin hic bir ulkesinde buna benzer bir anayasal, hatta yasal kisitlama yoktur. Aksine yargiya gitmek herkesin hakkidir. CAS, FIFA, UEFA veya sporun herhangi bir kurumunun verecegi kararlar hic bir zaman son hukum degildir. Federasyonlarin verecekleri her karar mahkemeye goturulebilir.
İsvicre Futbol Federasyonu, FIFA’nin kararina ragmen bir oyuncuyu lige kabul etmek zorunda kaldi mahkeme sonrasinda. Ilerleyen surec sonucunda da UEFA Sion’u Avrupa Ligi’ne geri almak zorunda kalacak veya tazminat odeyecek gibi gorunuyor. Her durumda ufak bir kulup kendi ulke federasyonuna, 53 ulkenin futbol federasyonlarina (Sion davasinda UEFA’ya tam destek vermislerdi), UEFA’ya ve FIFA’ya (surekli olarak anlamsiz tehditler savuruyor Isvicre Futbol Federasyonu ve Sion’a) karsi hakkini arayabiliyor ve davasini kazanabiliyor. Bizim buyugumuz ise tipki siddet ve sike ile ilgili kanunda oldugu gibi mudahil oldugu ve cikmasina katki sundugu bir anayasa maddesi sebebiyle hakkini aramak hakkindan mahrum kalacaktir.
Bu anlasilmaz anayasa maddesinin kaldirilmasi icin bir vesile olur ve Anayasa Mahkemesi’nin sonderece yerinde kararinin Insan Haklari acisindan onemi anlasilir ulkemizde. Yoksa daha cok kurum ve kisinin bu maddeden oturu cani yanacak ve ileride mutlaka degisecektir.